KRALIN SOYTARISI
Dolu dizgin yaşanmış,kulpu kırık bir hayat...
Hoyratça sevmelerden yorgun bedeninde,
Can çekişen kuş misali çırpınan bir yürekle,
Elleri başına destek oturmuş esefle,
Düşünceliydi yine KRALIN soytarısı!..
Çömelip baktım,sıktı kuvvetle,
Ve haykırdı hiddetle!..
"Anla artk azizim!...
Hayat sana ne sunduysa,
Perdede o oynar!
Başrol olsan neye yarar?...
Illaki söner ışıklar!
Alkış kesilir,şaşaa biter!!
Herkes yurduna koşar!!!
Deli yağmurdan kaçar!!!!
Bir başına kalırsın..."
İç çekerek hıçkırdı,
Gözyaşına sarıldı,
Belki şefkatine sığındı,
Ve sonra dedi ki:"KRALIN SOYTARISI DAAA
KENDI DERDINE YANAR!"
Dudaklarında beliren kısık bir tebessümle,
Devam etti dalga geçer bir dille:
"İşte söner ışıklar demiştim ya?
Her köşenin başında,
Bir meyhane dibinde,
Veyahut bir çingene damında,
Bir evin avlusunda,
Umarsızca göz kırpar!!!
"Bitti" dedi ve gitti
"BENDEN BURAYA KADAR!!"...
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!