Sözlerimden tutup da
atma beni denize..
Biriktirdiğin tüm acılar bak bu kafeste.
Dibinde ölü bir kırlangıç,
Ucunda karmaşık bir beste.
Dudağında bal ile etti birkaç kelâmı.
Çaldı gönül bağında üzüm etti şarabı.
Ol yâr arz ile girdi kanım içine.
Etse de cefâ şâd olur bu bağların bağbânı
Eyle ki serhoş olsun bu beden bu ten!
Sen şimdi uyuyorsun.
Kapadın ya gözlerini;
kan ağlıyor coğrafyam.
Dudaklarında aynı Şubat soğuğu,
gözlerinde kaos yorgunu mağrur bakışlar.
Minör sessizliklerden eksiliyor hatırâlarım
Tavan arası bir sensizlik peydâ oluyor yanıbaşımda
Senfonik mırıldanışlar var dudağında..
Sı..ka!
Kalın, taşralı bir kaşın altında; güneş yanığı bir tebessümle beliriyor adının ifâdesi.
Senfonik çağrışımlar, çağ dışı aşıyor kararsızlığımı.
Yarım ses düşüyorum adımdan adını.
Mazeretsiz bir özrüm var hüznüne.
Tımarsız bir yara:
esir kalabalıklara göz göz irinlenirken;
Sana sığındığım günlerden kalma;
edbiri alınmış bir mâzeret,
uydurulmuş bir yalan gibiydi gözlerinin kıyısında görünmek.
Ölüme alıştırılmış çekimser korkulardan,
artık tümcelerden seni sonraya ç/ekimlerken;
sıcacık ocağından bağır çağır bir türkü peydâ oluyor dilimin ucunda:
Sen benim için bir şans oyunusun.
Ne zaman kapının önünden geçsem;
"Ya çıkarsa? " diyorum.
Bilmezdim!
Ben hiç göğsünde üşümedim ki. .
Hep dilimde taşırdım adından çoğalan şiirleri.
Sonra parmak izlerim safran çürüğü korkular bıraktı boynuna.
Bilmezsin sen;
şimdi avuçlarım serin.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!