And etmiştim kendime, kulun kölen olmaya
Aşkı sende yaşayıp, sende huzur bulmaya
Gözlerinin hapsinde ömür boyu kalmaya
Verdiğimiz sözleri yabana atmadın mı?
Sükutuma büründüm, feryadımı duymadın
Kalabalık içinde, yapayalnız kalmışım,
Ben dünya sarayında, bir hayale dalmışım
Duyarsın feryadımı, dilsiz dudaksız iken,
Yoluma şifa serptin, her yanım dolmuş diken
Kimi gün bir duman, kimi gün bir kor
Gideni gelmeye eylemişler zor
Bana değil, gidip şu saça bir sor
Nasıl aklar düşmüş, bilir seneler.
Bırak kalsın mazi, sorma halimi
Kül rengi bir sabahın eşiğinde duruyorum,
Avuçlarımda senden kalma o keskin sessizlik...
Her gece bir yıldız seçerdim gözlerinden,
Karanlık çöktüğünde yolumu bulayım diye...
Şimdi hangi sokağa dönsem yabancıyım,
Sanki adımı hiç fısıldamamışsın gibi kulağıma...
Düştüm aşkın yoluna geri dönmek zor artık
Ne baharım kaldı ne de dallarım mor artık
Senden başka herkese bu yüreğim kor artık
Yandığım kor ateşim, külüm seninle olsun
Sensiz geçen günlerin hep ağır oldu kışı
Ben senin karanlığına mum yaktım,
Eridim...
Avuçlarımda sana ait binlerce yara izi,
Kimse bilmez içimde sakladığım o asıl bizi..
sönmüş mumun dibinde kalan son tortuyum şimdi
Kendi külümden doğmaya mecalim yok ateşim sende kaldı.
Gönül penceremi kapattım dışa,
İçerde kaybolan ümitler suskun.
Baharım erkenden yenildi kışa,
Yorulan adımlar yollara küskün.
Dost diye bağrıma bastığım taşlar,
Bir garip sevdadır düştü serime,
Hasretin mührünü vurdu ferime.
Kimse merhem sürmez derin yerime,
Sızlar her nefeste yaram, sevdiğim
Zemheri ayında açar mı güller?
İçme diyorsun ya, her gece böyle,
Derdimin dermanı, var mıdır söyle?
Yalnızlık hükmünü, sürerken öyle,
Şu koca dünyada, zordayım şimdi.
Hani ya verdiğin, o kutsal sözler?
Buyur otur, bu sofra senin eserin..
Başköşeye kurul, kalmasın kederin.
Yalanlarla mayaladım ekmeğini,
Kendi ellerinle düğümledin kaderini.
Sana özel hazırladım, ihanet sarmasını,
İçine gizledim en derin yarasını.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!