Sanki bir gökkuşağı,
Sanki bir yaz yağmuru...
Suya düşen kar tanesi gibi,
Çabuk gelip geçtin ömrümden.
Sanki bir ayışığı,
Evlerinin önünden sular akıyor,
Yar bahçeye inmiş nakış işliyor,
Hançer gibi saçları yürek biçiyor,
Yar yazmanı bağla başına, içim gidiyor...
Evlerinin önünden bir yol geçiyor,
Gidişinin kaçıncı günü bugün,
Bilmem kaçıncı cehennem gecesi yüreğimin...
Yüklenmişim şehrin bütün karanlığını,
Yürürken sonu görünmeyen sokaklarda,
Alışmaya çalışıyorum yokluğuna,
Yağmur oldum bulutlara tutundum,
Damla oldum topraklara kavuştum,
Çağlayandım ırmaklara karıştım,
Ben nedense birtek sende duruldum.
Yaralı bir kuştum durmadan uçtum,
Çocukken yazdığım şiirler geliyor aklıma
Kelebekler, çiçekler, ağaçlar ve kuşlar
Kelebeklerin ömrünün çok kısa olduğunu öğrendiğimde
Ölüm gerçeğini yazmaya başladım
Çiçekler soluyormuş ve güller dikenliymiş bilmiyordum
ilham; bazen güzeller güzeli bir peri,
ilham; bazen iflah olmaz bir serseri,
ilham; kalemle kağıdın cilveleşmesi,
ilham; şairle şiirin sevişmesi...
Küçükken nasıl uzaktı yakınlar,
Büyüdük, bütün yakınlar uzaklaştılar.
Uçurtmayı kaçırmak gibi ellerinden,
Uzaklaştıkça yitirmek umutlarını.
Çaresizce bakmak, öylece arkasından,
Öyle uzaklaştık birbirimizden,
Başımıza daha neler gelecek,
Bu gözler daha neler görecek,
Elbet yaşanacak elbet bitecek,
Bu acılar yanımıza kâr kalacak.
Başımı vursam duvardan duvara,
Bugün Ocağın on sekizi,
İnanki ne çok bekledik seni,
Giyinsin diye şehir gelinliğini,
Dualar ettik, hatta yalvardık.
Yalvardık, korktuk gelmezsin diye,
Ne kaşına ne gözüne,
Nede o tatlı sözüne,
Baktığım zaman yüzüne,
Cemal'ine kurban olurum...
Ne yağmura ne bulut'a,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!