Burası ölüm
Burası artık soğuk, çünkü sen buradasın
Bakışlar ölüm, bakışlar ayrılık
Ki ayrılığın tüm türevlerini uyguladın zaten bedenime,
Artık İstanbul da anlamaz beni
İstanbul yalan, İstanbul hicran sen gittin gideli…
Sevgilim bırak şehirlerin eskisini
Gideceğin yer benden hatıra saklayan bir yer olsun bari
Gideceğin yer ‘sana beni unutturacak’ bir yer olmasın ve ‘’seni de bana…’’
Bak bugün Pazar, bugün sen gitmiştin Trabzon’dan
Bugün tüm matematikçilere küfretmiştim
Çünkü hiç bir hesabım tutmamıştı bitanem…
İki elimle bir aşkı doğrultamadım sana,
Peki iki elim miydi tutmayan
Yoksa aşk mıydı sana doğrulmayan?
Biliyorum ne zaman bir sapa balta olmaya kalksam
Hep elime yüzüme bulaştırırdım zaten.
Uzat elini yağmurların arasından
Çek al beni yanına.
Öp beni
Öpersen, belki de hayal olurum
Ne dersin?
Güzelliğin karşısında hesaba çekilmişim
Tüm yaşadıklarımızı son gün anlatmıştım,
Her şeyin bende bıraktığı izleri göstermiştim
Ve ayrılık acımı yazıp bir kağıda bırakmıştım ellerine
Sana hoşça kal derken…
İşte böyleydi iki gencin ayrılık arifesi
Tarihlere anlam yüklemeyi seven genç çocuk
Çok hızlı geçiyor günler
Yapmacık gülücükler arasında bir ben…
Benden sıyrılmış bir beden olarak dolaşırdım
Ve beceremezdim hayat tiyatrosunda oyunculuğu
Artik öğrendim susmayı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!