dudaklarındaki kızıla böründü
yüreğimdeki sarp kayalar
neyi paylaşamadın ey insan
aşka yerin olduğu yerde
sevda denizinde bulamadın mı
umudunu yitirenler utansın gülüm
ben umudumu
sevdalarda gizledim
solmayan yapraklarda
yağmur çitelerken hafif hafif
Ah yaralı gönlüm
Hiç ar yok mu sende?
Yine yeniden geçtin kendinden
Yetmedi mi yüreğindeki eski alevleli yaraların
Yine yeniden düştün yola, mahleye, kayalıklara ve arı deliğine dokunarak
Ah yaralı gönlüm
Hiç ar yok mu sende?
Yine yeniden geçtin kendinden
Yetmedi mi yüreğindeki eski alevleli yaraların
Yine yeniden düştün yola, mahleye, kayalıklara ve arı deliğine dokunarak
Yine ufkumda karardı aydınlık sözler
ve sevgiye dair efsaneler
her biri bir karanlıkta yerini aldı
şafağa ermeden,
ufuğa yatmadan
ben o sevgilerden dize dize haykırdım
ben kendimi
kengerden farklı görmedim
yani dikenli... birazda yabani
yani damakta kalan bir tad
hasretine tutulduğum
hasretimi sunduğum
Gönlün Baltık Denizi de olsa
Çekinmeden yelken açarım
Kanat vururum rüzgarına
Ağaran saçlarımı
Islak teninde yıkarım
gözlerimle okşarım gözlerini
Nerdeyse resmini çizeceğim yüreğimin, liseli gençler gibi
onurum gibi utangaçlığım, beni eleverir
zaten eline düştüğümü gizlememiştim senden
neyini gizleyeceğim sevi dolu yüreğimin
fakir fukaranın kanıyla kirli değilki elim
her nedense
yangınlar, hep bende olur
sen açarsın
beyaz ipekten kanatlarını
gökyüzü sende olur
Haran'ın sulak ana rahmini
süzerek Dicle, Fırat'tan
gümüş renkli bir gecede
Sin'e adaklarla sundum
birde ustura görmemiş
bir gelin yüzü armağan




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!