Fani Adam Şiirleri

4

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Klişe olarak, 1992 yılının Aralık ayında sabah ezanına yakın saat 4:50’ de imtihan dünyasına göz açtım. Ailemin ilk çocuğu olarak dünyaya geldim. İlk çocuk olmanın getirdiği heyecanla beraber annem ve babam dört isim üzerinde durmuşlar. Bunlar; Semih/Özgür/Ömer/Toprak. Kura sonucu adım Semih olarak belirlenmiş. Tercih yapabiliyor olsaydım. Toprak veya yine Semih olsun isterdim. Topraktan geldiğimi toprağa gideceğimi hep hatırlatan bir isim taşımak güzel olurdu. Fakat Semih ismi, Semi olarak telaffuz edildiğinde Allah işitiyor anlamına geliyor. ...

Fani Adam

Yıllar savruldu günlere saklandı
Mevsimler değişti gönül yoklandı
Zaman aktı gözlerimiz yaşlandı
Halimizden anlayan beri gelsin

Keder arttı omuz kendinden düştü

Devamını Oku
Fani Adam

Her gün azar azar ömürden giden kısma ölüm değil yaşamak demişler. Acılardan içini yakıp yıkan sancılardan kaçışa, kafa dağıtmak demişler. İnsanların geçici heveslerine sevmek demişler. Bulutların kederden yere döktüğü gözyaşlarına yağmur demişler. Kavramların kavgasında duyguların savaşında yıkılıyorum bugün. Her geçip giden dün ve gelecek zamanın yarınlarında sensizliğin ve sevgisizliğin, yokluğunda kopan kıyametin üfürülen sûruna tanıklık ediyorum. Aşkın hamallığını yaptığımdan bu yana kelimelerle saklambaç oynamayı öğrendim. Sensizliğin vurduğu dalgalarda şaşalı boğulmayı öğrendim. Sol tarafım sızlarken arkada çalan şarkı şu sözleri söylüyor.
“Sözler yalan oldu bak
Geceler hergün kör bıçak
Geçmez bu ömür böyle.”
Sahi gecelere neden kör bıçak benzetmesi yapılır. Hiç düşündün mü sevdiğim. Ben söyleyeyim. Geceleri acı çekenler genelde kurban olmuş kişilerdir. Ve kurbanın canı ancak kör bir bıçakla kesildikçe katlanarak yanar. Kör bir bıçağa dayanmaları bundandır geçip giden gecelerin. Balkonda yazıyorum bu mektubumu. Aynı gökyüzünün altında olduğumuzu düşlüyorum. Düşlüyorum dedim ama toplulukta artık hayal kuruyorum veya düşlüyorum diyemiyorum. Fazla hayalperestsin diyorlar. Hayallere özene bezene salmadım ya kendimi. İlk hayalimi kurduğumda akranlarım saklambaç oynarken kendimi de onlarla beraber oynuyormuşum gibi düşlemiştim. Hayatı hep kenardan izleyerek ve hayal dünyasında yaşayarak idame ettirmek herkesin harcı değildir. Oturduğum yerden dünyaları nasıl gezdiğimi sabahlara kadar anlatabilirim. Hayatın en büyük cilvesi merdivenleri çıkan bir bedeni değil âlemleri gezen düşleri yarenim etmesi oldu. Bir şiirde geçiyordu. “Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim.” Bunun hayalini bile kurduğumda kutuplardaki buzların bir anda eriyip dünyayı sular altında bıraktığı gibi o düşüncenin ayan beyan sarhoşluğunda boğuluyorum. Artık sana kavuşmanın hayalden öteye geçemeyeceğini anlıyorum..

Devamını Oku
Fani Adam

Tenim karıncalanıyor duyguların birbirine girdiği bu vakitlerde. Bedenimin ardında ruhum. Buğulu gözlüğümün ardında gün görüp geçiren gözlerim. Ve duyguları tarafından hedef tahtası ilan edilen yalnızlığı üzerine sinmiş adam olarak yazıyorum satırlarımı. Hüznüm dağları aşınca yolum hep buralara düşer. Çocukluğumdan bu yana kendimden başka gidecek dünyam olmadı. Çocukken de yazamadığım zamanlar, kelimelere gömlek dikemediğim zamanlar; yorganın altına girip büyümeyi dilerdim. Çünkü büyüyünce hepsi geçecek diye düşünürdüm. Nitekim büyüdüm. Kederlerim, boynu bükük duygularım iyi kötü ne varsa benimle büyüdü. Fakat değişmeyen tek şey kaçışlarım oldu. İnsan, hep içine içine kaçıyor bedeninin bulunduğu dünyadan. İnsanlar da sanıyor ki bedenin hayat sürdüğünde bedeninle beraber yaşıyorsun. Bu serüven sürerken yıkılışları; dünyaya ve zamana yüklüyor insanoğlu. Hani olmasını istemediğimiz bir olay oluverir bir anda. O olayları “keşke” kelimesiyle bir olup zamana ve dünyaya yıkıyor insanoğlu. Bir tek eşyalar eskir sanırdım. Eskidiğimi hissediyorum bu aralar. Meğer insan da eskiyebiliyormuş. Eskimiyorsak neden sarıp sarmalayıp sonunda dünyadan uğurlanıyoruz. Neden sevdiklerimiz eskimiş muamelesi yapıyor. Bilemiyorum. Zaten birçok soruyu cevap aramak için geldiğim dünyada; her daim sorular biriktiriyorum. Çocukların misketleri ceplerine doldurduğu gibi her daim sorular dolduruyorum. Sonunda da hep kendime yeniliyorum.

Şimdi bir “keşke” çekip sen olsaydın diyerek kursam hikayemin denklemini.
Sessiz âh çekmelerimden çekip alır mıydın beni?

Şimdi bir “keşke” çekip sen olsaydın diyerek kursam hikayemin denklemini.

Devamını Oku
Fani Adam

Geleceğe hasret duyuyorum bu zamanlar. Geçen giden yıllar getirmediğine göre seni, gelecek zamana dahil etmiştir ümidini yakıyorum gönlümde. Kaybolan birisi aranırken meşaleler yakılıp avaz çıktığı kadar bağrılır. Ucu bucağı olmayan gönlümün neresinde kaybettim ki seni, yanan ateşi gönlümde hisseder oldum. Yokluğunda zaman hızlı geçsin diye uyuduğum uykularda buluşmayı, ne zaman bırakacağız sevdiğim. Gönlümün yorgunluğunu uyuyunca geçer umuduyla harlayıp rüyalarımda gül yüzünü görerek uyanmanın, ne denli göğsümü sızlattığını nerden bilebilirsin. Bilmek zorunda da değilsin. İnsan bildiğini sanıyor daima. Fakat hiçbir şey bilmiyor. Eğer gerçekten bir şeyleri bilseydi insanoğlu. İnan; insana yaslanmak yerine hüzünlü şiirlerde hasret bakışları atmazdı. Kederli türkülerde hiçbir şey hissetmiyor gibi loş baksak da aldığımız derin solukta; içimizdeki yangına serin bir soluk serpiyoruz ceylan gözlüm. Gönlüm o kadar dolu ki bu aralar. Gönlümün nasıl dolu olduğuna kadar ayrıntı verebilirim. Bir insanın gönlü dolduysa eğer taştığını gözünden akan ufacık bir damladan anlayabilirsin. Hayret ettiğim şeylerden biri de içimde; ordan oraya fırtına koparken ufacık bir damla mı bunu dile getiriyor. Sokağımı aydınlatan lambaları kaybetmiş gibiyim yokluğunda. Yol, yordam, iz hepsi birbirine girmiş. Gökyüzünün Güneş’i ve Ay’ı kaybetmesi gibi sensizlikte anlamını yitirmiş bir adam olarak gözyaşlarımın; dilsiz denizinde batıyor kirpiklerim. Anlatmak için verilen dilin bir fazla çıkan kelimesi derdime dert olarak dönüyor bu aralar. Hayatın direksiyonunda yol alırken dikiz aynasından gördüğüm toz toprak hayatım sevdiğim.. Hiç mi bahar bahçe dikemedim bu dünyaya. En büyük kavgaları kendimle veriyorum. Aynadaki gördüğüme katlanamıyorum. Herkes güzelliğini görmek için bakarken aynalara. Güzellik göstermek yerine kusurlarımı gösteren aynanın günahları ayağına pranga vurulan adamın milim ötesine geçemiyorum. Hesaplaşmalar yapıyorum içimde Dertler Hükümdarı olarak. Biliyorum ki bugün yapmadığım her hesap. Kapamadığım, görmediğim ufacık bir günah. Mizan Terazisi'ni etkiler korkusu çiçek olup açıyor yüreğimde. Asabiyet çizgimin dibinde kurduğum çadırımın, kendime olan serzenişimden olduğunu anlıyorum. Kelimelere kıyafet dikiyorum bugünlerde. Sağlıklı bir bedene sahip olsaydım terzi olmak isterdim. Fakat insan kaderin birçtiği gömleği giyince emir ne ise ona boyun eğip terziliğini kelimelere yapıyor sevgilim.

Dünya çökmüş de
Altında kalmışım sanki
Nefes almışım da
Yaşadığımı zannetmişim sanki

Devamını Oku