Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
5 Ekim 1963 yılında isimsiz dünyaya geldiğimde büyükler geleneklerimizin devamı olarak babamın dedesinin adını, rahmetli eşinin “koymayın şu deli adamın adını şu yavrucağa” demesine ve ısrarlarına rağmen kulağıma “FAİK” olarak deyivermişler. Daha sonraki akışlarında da hep bu karmaşalarla –biri yap oğlum demiş, öbürü sakın yapma demiş- bense hangisine inanacağını bilemeden büyümüşüm. Ta ki kendimi bilene kadar. Kendimi bildikten sonrada bilmediklerimi öğrenmenin telaşıyla takip ettim seçtiğim ya ...




şiirlerinizde yaşanmışlık var çok sevdim takip ediyor yenilerini bekliyorum
hiç kimsenin bir şey yazmaması garip geldi.Şimdilik sadece bunu söylemek istiyorum.
Detaylı okumalarımdan sonra düşüncelerimi paylaşacağım.