Ey Benim Yüreğim Şiiri - Alonedark Alone ...

Alonedark Alonedark
116

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Ey Benim Yüreğim

Susma öyle uçurumlar gibi derin, Dök içindekini, yoruldun biliyorum. Gözlerinden sızan o buğulu kederin, Tuzlu sularında boğuluyorum. Konuş ki; dağılsın göğsündeki o duman, Kelimeler iyileştirsin vurduğun yerleri. Bak, geçip gidiyor avuçlarından zaman, Geri getirmiyor kimse gidenleri.

Bir sızı var şahdamarında, adı konmamış, Bir özlem ki; her gece uykundan eder. Hangi ateş yanmış da küle dönmemiş? Anlat ki; içindeki bu yangın dinsin, gitsin keder. Diz çöktüğün o karanlık köşeler şahit, Eksildi ömründen binlerce mevsim. Gönlünde her umut artık bir şehit, Yarım kaldı hikâyen, silindi resim.

Kaç kere vuruldun en güvendiğin yerden? Kaç kere topladın yerden bin parçanı? Kurtulamazsın bu ağır, bu kanlı kederden, Söküp atmadıkça göğsünden o eski sancını. Neden böyle sustun dilsiz gibi? İçinde kaç cenaze var, kaç vedayı gömdün oraya? Karanlık bir kuyuya düşmüş taşın sesi gibi, Neden yankın bile gelmiyor artık bu kıyıya?

Hangi kırgınlığın dikişi patladı yine? Hangi ihanetin tuzu basıldı taze yarana? Bak, ruhun sığmıyor artık o yorgun tenine, Sığmıyor bu dünya, bu gök, bu hayat sana. Söyle, kaç kez sırtından vurdu gölgen bile seni? Kaç bahar bekledin de hep kışa uyandın? Söküp atmak isterken o sızlayan nefesini, Kendi yangınında, kendi küllerinle mi yandın?

Yüreğim! Ey benim mahşerim, dilsiz celladım! Neden hep en çok sevdiğin yerden aldın darbeyi? Bin kere öldün de, ben yine seni "canım" diye çağırdım, Öğrenemedin mi hâlâ, şu dünyada sevilmeyi? Bak yüzüme yüreğim, kaçamazsın artık benden, Hangi zehri şifa diye içtin de o zalim elinden, Böyle harabeye döndü o en kutsal seçişin?

Sessizliğin bir çığlık olmuş, göğü yırtıyor, Kendi acına alışmak, en büyük intihardır bilmez misin? Uçurumun kenarında bile hâlâ neden uyuyorsun? Sen bu dert denizinde, boğulmadan sönmez misin? Konuş ki taşmasın bu zehirli nehir, Konuş ki sussun içindeki o hırçın fırtına. Yüreğim, sana sığındığım bu koca şehir, Yıkılıyor bak... Çöküyor her şey sırtıma.

Artık susma vakti değil, vazgeçiş vakti bu, Yorulduk; kelimeler ağır, yollar ise çok dar. İçindeki o devasa yangının sonu bu mu? Bir avuç kül kaldı geriye, bir de dinmeyen intizar. Söküp attık ne varsa canımızı yakan, Yüreğim, bak ellerimiz bomboş, ruhumuz çıplak. Giden gitti, geriye dönüp bakma arkandan, Zaten harabeye dönmüş bu şehirden kaçmak gerek.

Ne bir hesap kaldı artık, ne de sorulacak bir soru, Kırıldı kalem, kapandı o kanlı defter. Bu acı denizinin en derin, en karanlık dibi buydu, Şimdi ya sonsuz bir huzur, ya da ebedi bir keder. Helalleş kendinle, ey yaralı yanım, Ödedik bedelini sevmenin de, yanmanın da. Durdu artık damarlarında o asi kanın, Vakit; bittiğimiz yerdir, şu dünya zamanında.

Son sözü rüzgâr söylesin, biz duralım, Yüreğim; dinlen artık, bu yük bitti. Gözlerimizi sessizce boşluğa kapayalım, Feryat dindi... Yangın söndü... Fırtına gitti

Alonedark Alonedark
Kayıt Tarihi : 6.1.2026 20:38:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!