İki boyutlu yüzeye bağlı alan, üç boyutlu hacmin germesiyle yırtılıp bölünüyordu. Bu bölünmeyle yüzeydeki bölüntüler arası bir durumla girmiştir. Bu girişme, az çok iç ve dış etkiye maruz kalan bir bölüntüler arası bir çeşitlilikti (mutasyondu).
Bir sosyal süreci ritüelime etmek ya da sembolize etmek veya ayinleştirme işi o süreci ibadeti kılar. Sosyal ritüeller anlaşılmaz olana bir anlaşılma bir anlatma olan bağlamdır.
Ritüeller neye bağlamdır? Bir olgu ve olayın öncesini sonrasına; geçmişini şimdiye dönüşen anlama ve anlatımlara belirsiz olan olgu ve olayları anlama, anlatıma ve eyleme bağlamdı.
İki farklı süreç ve oluşum birbirine doğru; geri olanın ileri olana doğru değişmesini konu etme işi bağlam ilişkisidir. Bir bağlamın sosyal özneler tarafından mantık, edilmesidir. Kolektif senkron yapmasının sosyal anlam karşılığı ritüeldi.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta