Yüreği kadar bilsin yeter;
kalbin taşıyamadığı hakikat
zincire dönüştü Ama insan
hangi kapının eşiğinde durduğunu sormayı unuttu.
Bize nokta nokta ezberlettiler hayatı;
itirazsız,şerhsiz,dipnotsuz.
Soru sormak ayıp sayıldı,durmak suç,
geri dönmek zayıflık.
Ve “mecburiyet” dediler adına:
Sonra fark ettik ki bu mecburiyet
bizi biz olmaktan çıkardı.
Bir gün aynaya baktım:Ben yoktum.
Benden geriye talimatlara uyan bir gövde,
itirazsız bir ses kalmıştı.
Ruhum,başkasının hayatında vardiyaya yazılmıştı.İnsana düşen;her buyruğu emir sanmamak,
her yolu yazgı bellememekti.Eşik dediğin şey ya geçilir ya da insanı ele verir.
Razı değilim bu düzenden.Beni ben yapan ne varsa onunla pazarlık etmedim.
Mecbur dedikleri yerde özgürlüğümü yokladım,acıyı göze aldım.Çünkü insan
ya sorar ya sürüklenir.
Ya hangi kapının önünde durduğunu bilir
ya da başkasının hayatına kapı süsü olur.
ama yüreğinden eksikse cesaret,bütün kitaplar seni yerde tutar.
Kayıt Tarihi : 1.2.2026 15:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!