Bir yanımız göçtür bizim,
Hiç gitmediğimiz şehirlerin özlemiyle yanar dururuz.
Avuçlarımızda eski bir rüzgârın serinliği,
Sırtımızda zamanın görünmez heybesi...
Hangi kapıyı çalsak, yankısı bizden önce varır içeri.
Biliyoruz;
Karanlık, sadece ışığın yokluğu değil,
Bazen bakmayı unutmaktır o berrak sulara.
Bir dost selamında ısınan kış sabahları gibi,
Yüreğimizin kıyısına vuran dalgaları dinleriz;
Ne çok şey anlatır dilsiz kayalar,
Ne çok sükût biriktirir insan, anlatmaya yer bulamayınca.
Adalet dediğin, bir aslanın uykusundaki heybet,
Veya bir karıncanın yolundaki o ince sabır...
Biz o sabrın içinden geçtik,
Eski bir köprünün üzerinden yürür gibi,
Altımızda akan nehre aldırmadan,
Sadece karşı kıyıdaki o değişmez aydınlığa bakarak.
Şimdi bir nefes al,
Bin yıllık bir çınarın gölgesinde soluklanır gibi.
Yazılan her kelime bir mirastır aslında;
Gözle görülmeyen ama ruhla hissedilen,
O tertemiz, o lekesiz beyazlığa...
Hasan Belek
Akçay
Kayıt Tarihi : 24.2.2026 18:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!