Saatin sesi kesildi, geceye karıştı zaman,
Kaldırımda bir gölge, yavaşça yürürken adımlarım.
Beni terk eden rüzgar, uğramaz oldu bu şehre,
Bir yalnızlık kaldı her köşe başında,
Yalnızca eski çalgılar çalar kulaklarımda.
Sen olunca mevzu, susar kelimeler,
Sığmaz cümlelere, taşar heceler.
Bir isyan yayılır, dalga dalga,
Yanardağ misali yanar geceler.
Gözlerin ufkumda yıldız misali,
Sessiz akar derin ırmak, köpük bağırır,
Doluluk saklanır hep, boşluk çağırır.
Kendi gölgesini dağ sananlar bilmez,
Güneş batınca bütün suret dağılır.
Saltanat giydirirler çürük omuzlara,
İçimde yanar, sönmez ateş, fırtınalar vurur,
Geceye karışan hüzün suskun, derin durur.
Yüreğimde saklı sızı, yankı çalar feryadım,
Dikenler içinde yürürüm, içim yırtılır.
Zaman ağır akar, her an solgun eski izler,
Bir yol arar insan, sessiz ve derin,
Ruhunda yankılanır binbir serin.
Ne sahte kurallar, ne katı sınır,
Teemmül der ki: “Özgürdür her bir.”
Ne gelenek ne de boş bir töre,
Temmuz sıcağında içim üşür garipçe,
Gurbetin ayazı vurur gönlüm derince.
Güneşten bir parça düşse de yüreğime,
Hasretin ateşi kor olur, işler içime.
Yalnızlık kol gezer, yollar sessiz suskun,
Daha neyi arar yorgun gönlün hâlâ,
Bir vuslat düşünde yanar her rüya.
Her seher içinden geçer bin bela,
Sor kendine artık, niye bu cefa?
Nice âşık gelmiş, geçmiş bu yoldan,
Nefretle dolmuş her göz bakışı,
Sevgiye uzak, keskin yakışı.
Bir söz yeterdi, yürek yakardı,
Siz sustunuz, dünya karardı.
Gölge ettiniz her yeni güne,
Ömrümün yarısı
harmanda kaldı,
Savruldu rüzgârda
saman misali.
Gençliğim avuçtan
su gibi aktı,
Bir dal gibi düştüm bilmediğim yere,
Adım okunmaz oldu yabancı sehere.
Bir yüz aradım her kalabalıkta,
Hiçbiri tutmadı elimden bir kere.
Gölgemde eski bir masal gezerdi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!