Bir ağ dönüyor üstümde
Teni ışığımı kuruttu bir bataklık dönüyor
Ruhuma kilit vuran çamurla geldi buyruk
Bir ağıt taşır gibi sanki bana kınında
Bu ses kayıp adıma bir çağrı mı yoksa
DER PELİKAN
Kuzguni göklerden balçığa düşen kuğu ışığı
Kıyısı dudaklara değmeyen bir denizden
Kalbe indirilen bir kavsi kuzeh
Mühürlü bir dili çözen aşk harflerinde
Görmedin mi dünyayı ateşten bir çembere çevireni
Tutmasaydı içinde ahı yakacaktı sanki evreni
Hangi taşı sürsen kalbini süreceksin bu tahtada
Fil ordusuna karşı taştan bir kalbi
Adın atların önüne sürdüğün bir piyade olunca
Zırh
Dünyayı kaplayan kalbimde tülden bir perde
Bir imbattan gayrı kim çalar aşkla kapını
Titreşen yaprakları mı ağaçların solgun
Havayı dolduran sesleri mi kırlangıçların
Aralasam bir kuyuya bakan gökyüzünü
Bazı sabahlarda görürdüm seni
Şebnem düşmüş bir tayfın içinden geçerken
Bir kucağa koşan çocukların sarsak adımlarında
Kuş cıvıltılarında eriyen dalga seslerinde
Eco,hiç bekleme
Sana ağır gözkapakları
Ağır hande-i suzana bile
Çıkarmaz artık kendini kilitlediği sulardan Nergis
Hem senin de zayıf dilindeki şarkı çarkı döndürmeyecek kadar
Ten uçar,akar kumsaatinden o naif beden




-
Cevdet Atalay
Tüm Yorumlarsevgili erol çatal 1985-1989 yıllarında izmir inönü lisesinde okuduysanız arkadaş olmamız gerekir.eğer öyleyse görüşmek üzere...