Allah için yangınım var
Söndüremez dağlarda kar
Arıyorum sevgili yar
Muradıma eremedim
Göz yaşlarım kurumadan
Yaram kabuk bağlamadan
Ben mevlana varamazsam
Muradıma eremedim
Allah"ımla resul dedim
Peygamberim Muhammedim rüyamlarda göremedim
Muradıma eremedim
Aşıkıyım Muhammedin
Bağrı yanmış bir ümmetim
Uzanmaya yok kuvvetim
Muradıma eremedim
Gitsem burdan diyar diyar
Nerededir sevgili yar
Yollarıma karlar yağar
Muradıma eremedim
Yanıyorum duman duman
Bugunlerde halim yaman
Muhammede ettim iman
Muradıma eremedim
Ne tuzum var nede tadım
Yollar bitmez adım adım
Arşa çıkıyor feryadım
Muradıma eremedim
Bu gözlerim ağlar ağlar
Yürek dersen ateş dağlar
Hasret ile geçti çağlar
Muradıma eremedim
Hak yolunda yansam dedim
Huslatına varsam dedim
Muhammedi görsem dedim
Muradıma eremedim
Toprak olup yorulayım
Ateşlerde kavrulayım
Tane tane savrulayım
Muradıma eremedim
Güzel Rabbim günahkardım
Ama şimdi tövbekarım
Aşk yolunda ahu zarım
Muradıma eremedim
İsmet der ki zaman dolmuş
Giden kervanlara nolmuş
Benim alın yazım buymuş
Muradıma eremedim
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta