Güneş yasa büründü o gün, doğmadı tanda.
Görülmedik bir zulüm dünya denilen handa.
Hocalı kan ağlıyor, son kaledir, son serhat.
Ne menem bir kindir ki her evde acı feryat...
Bazen baba sakosu, bazen anne kokusu
Her hücremize sinen, bir yaşam biçimisin
Bazen gelin duası, bazen duvak dokusu
Hayat sigarasının, efkârlı içimisin
Şairlerin, kalbinden taşan efsunlu sessin
Ruhsuz buhranlar alaborasında kem çekiyor efkar
Kahrolduğum dünyamda yerim çok dar
Saç baş yolduruyor kendimle kavgam
Üstelik çayım da bitmiş...
Ciğerlerime yapışmış kahrolası son sigaram
İçerimi bitirmiş...
Böbürlenip yürüme ilahi sesi dinle
Kime kaldı ki dünya sana kalsın ey oğul
Bir mezara sığarsın, kalacaksın kendinle
Kime kaldı ki dünya sana kalsın ey oğul
İnsanlar arasında ilk söze sen başlama
Yavaş yavaş yaklaşan, sona doğru ilerlerken
Yorgunluktan debisi düşmüş nehir gibiyim
Üstüme sindirilen tozları silkelerken
Kör damadın dilinde üşümüş mehir gibiyim
Hey gidi koca hayat
Günaydın cana can katan cananım
Günaydın her güne tez uyananım
Günaydın ömrüme bereket yanım
Günaydın günaydın canım günaydın
Günaydın nefesim güldüren yüzlüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!