koydum güllerin yerine,
karanfili,
bilmişin alimin yerine,
cahili…
demem o ki;
cehalet mutluluk,
hatırana da küstüm,
olmayan mevcudiyetine,
silinmiş simana, sine,
sinene de arkamı döndüm,
varmıyorum…
ne yazık ki,
Mesele mesafeler,
göz ucuyla,
ağzın kulağa kadar
Hayda! lara varması…
Sağ gözden sol göze kadar,
bir elektrik faturasını,
birde şu malum göbeği düşüremedim.
konforuma düşkünüm besbelli!
rahatı, kolayı seviyorum,
bu yaştan sonra üşeniyorum,
yaşlı insanlar gibi,
Dizlerim için kuşburnu,
kaygılarım için papatya,
uyuyabilmek için ise melisa çayı içiyorum…
Çok şükür her şey için bir çözüm, bir şifa var.
Sonuçta bazı şeyleri kafamda bitirmişim,
ülke uçuyor, Avrupa bizi kıskanıyor deseler,
kısalır uzar gölgem,
sabah ayrı, akşam ayrı boyum posum,
şuracıkta uzanıp ölsem,
hangi işim kalır geri, üzülür hangi dostum!
mütemadiyen yetişebilmek için gaalâlara,
Kâğıttan gemiler yaptım,
aklımın kenarlarında yüzdürüyorum,
Kasıttan yeminler ediyorum,
sayıp, söylüyor, çokça sövüyorum,
ah şu benim başıma gelenler,
ne diye gülüyorum,
nerede şimdi o kuşların gönlü,
o adamların ruhu,
güvercinlerin telaşı,
insanların endişeleri nerde!
yüzlerinde hande,
gözlerinde ki kaygı nerde!
Sen ne sandın bayramları,
cumaları, pazarları?
Bak şimdi cumartesi!
bir trenin camından atılmış bir taş gibi cuma,
bak nasıl da gerilerde kaldı...
Ne zaman kalbimizi bir çiçeğe kondurduk,
gülü sevdik, acı çektik…
koparıp kokladık, dikene dokunduk,
canımız çok yandı!
derdimizi kelimelere yükledik,
ağıt yaktık, türkü söyledik,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!