Ah benim güzel manolyam,
Bahçedeki çiçekleri görmeden,
Bostanlarda korkulardan habersiz,
Yılanlar tünedi
Bülbüllerin diyarına.
O da sevdalı şu zamanlarda
Babamdan kalan miras sanki memnuniyetsizlik.
Bu asrın, şükür eden şükürsüzlerindeniz.
Ne evimizi beğeniriz ne uyduğumuz saati, ne de içinde bulunduğumuz haneyi.
Sanki dünyanın en şanssız insanları burada toplanmış; büyük büyük emekler vermişiz de
hiçbirini yapamamışız gibi yakınır dururuz.
Ne dost meclisinin kıymetini biliriz, ne hoş sohbetin dakikalarını.
Ben kimim
bu aynaya yansıyan da kim,
saçları uzayan,
gözlerine aklar düşen,
ellerinden yürüdüğü yolun tozlarını akıtan da kim.
Ben kimim,
İçimde fırtınalar koparken,
gün geceden kaçarken,
sevdiklerime mezar yaklaşırken,
hayaller deste deste banknotlara satılırken;
ben yeraltına inen sarnıçlarda
su ararken,
Gece vakti, bir namaz vakti,
açtı elini, istedi de istedi:
Ya Şâfi, ya Basar.
Yıldızlarda huriler oynar,
denizler mürekkep olsa neye yarar,
benim kalbimde dünyalık hevesler oynar.
Gözlerim de yaşlar,
boğazımda düğüm düğüm acılar;
sesimde çatallı yaralar,
içimde kopmak için yalvaran fırtınalar,
genzimi yakan laflar,
limanları boş bırakan kaçışlar,
Sen hiç nefes saydın mı,
bir gün sayar gibi,
şafak atar gibi?
Siz hiç nefes saydınız mı,
köhne bir zihinde,
vesvese dolu zikirlerle
Develer geçmez iğne deliğinden,
çabalamadan gelmez istenilenler.
Çocuklar ağlar Kudüs mezarlığında
dün geceden.
İster denize insin Ruslar, Yahudiler,
ne gelir elden,
Sonunu bilmediğimiz bu yolda ne de rahatız.
Yazık olmuş hayatlar gibi,
Mehdîsi gelmemiş zamanlar gibi,
Deccal'le geçirilmiş kırk gün gibi,
Uzak görünen yakınlar misali.
Akan derelerde boğulmak var,
Gökte hilal gördüm, parlaklığına yüzümü sürdüm.
Yıldızı aradım da güneyde, bir yalnızlığın aşkında buldum.
Ağacın yeşilini, toprağın karasına sürdüm.
Çiçekten bir yaprak koparıp buluta cemre düşürdüm.
Bir Âdemoğlu gördüm; kardelene elini uzatmış,
Medeti karı delmekte sanmış,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!