Şarkılar söyleyelim,
Kuşlar cıvıl cıvıl öterken.
Bir haziran sabahı,
Şafağı seyredelim.
Çiçekler alayım sana;
Bir gece ansızın, rüyada her gönül
Sarsıldı korkuyla, uyandı uykusundan.
Kim bilirdi yer yarılıp da
Koparırdı anasından, balasından?
Geçmez kursağımdan bir yudum lokma,
Gökyüzünde kara bulutlar,
Bekleyen yağmurun habercisi.
Bir hışımla saçını okşayan yel;
Gelecek, yaz var ufukta.
Ufuk, kimine göre karanlık,
Akşam olmuş, etraf çok karanlık.
Burada tek şey var; o da yalnızlık.
Bakıyor bana sanki karanlık.
Huzurluyum ama, sadece bir anlık.
Belki özlemindir bendeki, belki de acı.
Akşam olur, hava kararır;
Sabah olur, güneş doğar.
Öğlen olur, sıcak olur;
İnsanoğlunun alnı terler, dert olur.
Yağmur yağar, serinlik olur;
Bir kadeh daha
Alamadım
Gözlerinden...
Bir kere daha
Tutamadım
Ellerinden.
Karagözlüm, sana "git" diyemem;
Şayet gitsen de gölgen sinmiş üzerime.
Bir anda giderim, kaybolurum sanıyorsan;
Yanılgıdasın.
Kaybolduğun bu koca dünya,
Uzatsam ellerimi dokunamam,
Konuşsam ne kadar içten...
Beni ne kadar anlarsın?
Yaklaşsam gölgen kadar sana,
Bilmem ne kadar yakınındayım;
Buraya kadarsa hayat,
Zerrece korkum yok;
Yaşanmadan geçen yıllar utansın.
Ürkek bir ceylansan
Kapana kısılmış,
Bir pencere yeter bana,
Yalnızlığın en kuytu köşesinde...
Kendi benliğimle baş başa,
Kimseler görmeden.
Karanlık gölgeler olsa
penceremin ucunda;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!