emekli kaldı üç kuruş paraya,
takvimden düşen yapraklar gibi
yıllarını saydı tek tek.
sabahları hala erken uyanır,
alışkanlık işte.
alarm çalmaz artık
ama beden bilmez ki sistem değişti.
ellerinde nasır, avuçlarında geçmiş,
bir ömür taşımış başkalarının yarınını.
kendi yarını hep sonra'ydı,
sonra dediği şey
bir gün emekli maaşına dönüştü
ve yetmedi hiçbir şeye.
çay bardağında bekler umut,
ince belli, kırılgan.
şeker atmaz bazen,
tasarruf değil, alışkanlık bu,
yokluğun terbiyesi.
markete girerken
et reyonuna selam verip geçer,
sanki eski bir dost
ama araları açılmış.
gençliğinde omuz verdiği duvarlar
hala ayakta,
ama onun beli biraz eğik şimdi.
kimse fark etmez,
zaten fark edilmek lüks oldu bu ülkede.
idare ederiz.
cümlesiyle kapatır her sohbeti,
oysa idare eden hep o olmuştur.
ay sonu gelir,
cüzdan incelir,
hesap makinesi yalan söyler.
elektrik mi, ilaç mı,
hangisi biraz bekleyebilir ?
insan kendi sağlığını ertelemeyi
bu kadar kolay öğrenmemeliydi.
bir zamanlar çocuklarına
okuyun derdi,
şimdi onların sesinde
mahcup bir sessizlik var.
kim kime yetebilir ki
bu düzende?
yardım almak zoruna gider,
çünkü yardım etmeye alışkındır.
akşam haberlerinde
rakamlar büyür,
onun maaşı yerinde sayar.
büyüyen tek şey
market fişleridir.
televizyonu kapatır,
sessizlik daha dürüst gelir.
yine de şikayet etmez çok,
bu da bir direniş biçimi belki.
balkonda sardunyaları sular,
onlar da kanaatkar,
azla yaşar, çok çiçek açar.
insan biraz çiçek olmayı
onlardan öğrenir.
emekli kaldı üç kuruş paraya,
ama onurunu satmadı,
başını eğmedi.
bir ömür çalışmanın
karşılığı bu olmasa da
içinde hala bir şey dimdik.
ben elimden geleni yaptım.
diyebilen bir yürek.
ve belki bir gün
bu şiiri okuyan biri
durur, düşünür,
bir emeklinin gözlerine bakar.
O zaman
üç kuruşun
aslında ne kadar ağır
olduğunu anlar.
Mustafa Alp
04/02/2026 20.00
Kayıt Tarihi : 4.2.2026 22:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!