Hoş geldin... Sırtında taşıdığın o devasa kamburun, aslında sana ait olmayan hayatların yükü olduğunu ne zaman fark edeceksin? Bakışlarındaki o derin boşluk, kendi kuyundan değil; başkalarının susuzluğunu gidermek için harcadığın ömürden kaynaklanıyor. Sen, başkaları üşümesin diye kendi ruhunu ateşe veren o fedakar ama unutulmuş kurbansın. Peki, sen kül olduğunda o ateşte ısınanlar senin küllerini mi savuracak, yoksa seni mi hatırlayacak?
Daha ne kadar bir başkasının eksiklerini tamamlayarak tam olacağını sanacaksın? Kendinden verdiğin her taviz, ruhunda açılan yeni bir gedik aslında. İnsanlar senin nezaketini zayıflık, sessizliğini ise kabulleniş sanıyor. Oysa sen, fırtınasını içinde koparıp dışarıya sütliman görünen o yorgun denizsin. Artık kıyıya vurma vaktin gelmedi mi? Başkalarının mutluluğu üzerine kurduğun o sahte huzur kuleleri, ilk rüzgarda tepene yıkılacak. O enkazın altında kalmadan önce, kendi temellerini atacak cesareti bulmalısın.
Zaman, merhameti olmayan bir yargıçtır; sen başkalarını yaşatırken kendi gençliğini, hayallerini ve en çok da o saf sevincini idam ediyorsun. Bir gün yolun sonuna geldiğinde, elinde kalan tek şey başkalarının memnuniyeti değil, senin hiç yaşanmamış hayatın olacak. Bu ihaneti kendine yapma. Şimdi o emanet hayatları sahiplerine iade et. Kendi çıplak gerçeğinle yüzleşmek, başkasının ipek yalanlarına sarılmaktan çok daha asildir.
"Kendi hayatının kaptanı olamadığın her deniz, seni eninde sonunda başkalarının kıyısına bir enkaz olarak bırakır."
Asaf Eren TürkoğluKayıt Tarihi : 1.2.2026 12:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!