Güneş solgun doğdu bugün, rüzgar esmiyor,
Medine sessiz, sanki zaman geçmiyor.
Hücre-i Saadet’te bir veda telaşı,
Yüreklere düştü ümmetin gözyaşı.
Hazreti Aişe’nin dizinde son nefes,
Misvak düştü elden, kesildi her bir ses.
"Refik-i Alâ" dedi, melekler saf tuttu,
Koca dünya o an, gülmeyi unuttu.
Fâtıma ağlıyor, boynu bükük bir gül,
Babası fısıldadı: "Artık ağlama, gül.
Babanı üzmeyecek kederler, acılar,
Cennette dinecek bu amansız sancılar."
Ebubekir girdi içeri, kalbi yanık,
O sadık dost ki, her anına şahit, tanık.
Alnına bir buse kondurup dedi: "Ey Yar,
Hayatın da ölümün de ne güzel, ne aşikar!"
Ali ile Osman bir köşede hıçkırıklara boğuldu,
Ömer kılıç çekti, sanki kıyamet kuruldu.
Gözyaşları sel oldu, yüreklere kan doldu,
Cihanın en büyük gülü, o an sanki soldu.
Bilal çıktı minareye, dili dönmüyor,
"Eşhedü..." derken feryadı dinmiyor.
Ezan yarıda kaldı, sesler boşluğa aktı,
Peygamber gidişiyle yürekleri yaktı.
Gökhan Öztürk
Gökhan Öztürk 3Kayıt Tarihi : 14.3.2026 20:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!