ELVEDA
Elveda...
Ne kadar kısa bir kelime... Oysa içine bir ömür sığacak kadar ağır. Bir insanın bütün umutlarını, hayallerini ve yarınlarını tek bir nefese yükleyip uğurlaması ne acı...
Meğer vedalar, bir kapıyı kapatmaz; insanın içinde koca bir dünyayı sessizce yıkarmış.
Ben sana "elveda" demeye gelmedim. gerçek sevda, tek bir kelimeyle bitmez. Ben bugün, sana emanet ettiğim kalbimin yasını tutmaya geldim.
Bir zamanlar adını andığımda, içimde güller açardı. Sesin ruhuma değdiğinde, en karanlık geceler bile sabaha dönüşürdü. Sen yalnızca sevdiğim insan değildin; ömrümün en güzel mevsimi, en masum duam, en büyük umuduydun.
Ben seni sevmeyi değil, sende yaşamayı öğrenmiştim.
Hatırlıyor musun?
Birlikte yaşlanacağımız günlerden söz ederdik. Penceremize vuracak yağmurları, aynı fincandan içeceğimiz çayı, ellerimizin yıllara meydan okuyacak sıcaklığını, aynı sofrada paylaşacağımız ekmeği...
Ben geleceği kuruyordum. Sen ise farkında olmadan, o geleceğin kapısını usulca kapatıyordun.
Sana yalnızca sevgimi vermedim.
Çocukluğumu verdim.
İlk heyecanlarımı...
Kimseye anlatamadığım korkularımı...
Gece yarısı ettiğim duaları...
Yastığıma düşen gözyaşlarımı...
bir gün "biz" olur diye sakladığım bütün yarınlarımı...
Sen ise, belki de hiç fark etmeden, bir insanın bütün ömrünü avuçlarının arasında taşıdın.
Gidişin bir fırtına gibi olmadı.
Ne gök gürledi, ne yıldırımlar düştü.
Her şey yavaş yavaş eksildi.
Önce sesin çekildi evimden.
Sonra kahkahaların.
Sonra hayallerimiz...
En sonunda da ben, kendimden eksildim.
Meğer insan, önce kendi içindeki ışığı kaybedermiş.
Şimdi gecelerle konuşuyorum.
Ay beni dinliyor.
Yıldızlar susuyor.
Rüzgâr saçlarıma dokundukça, ellerinin sıcaklığını hatırlıyorum.
Gözlerimi kapatıyorum...
Sen varsın.
Açıyorum...
Koskoca bir yokluk.
Ve o yokluk, bütün odaları, bütün mevsimleri, bütün ömrümü dolduruyor.
Derler ki zaman her yarayı iyileştirir.
Hayır...
Zaman yaraları iyileştirmiyor.
Sadece insanı, kanayan kalbiyle yaşamaya alıştırıyor.
Bazı acılar geçmiyor.
Sadece sessizleşiyor.
Sonra eski bir şarkıda, tanıdık bir sokakta, ya da unutulduğunu sandığın bir kokuda, yeniden can buluyor.
Seni affetmek zor değildi.
Asıl zor olan, seni hâlâ seven kalbimi susturmaktı.
akıl gitmeyi öğreniyor.
Ama yürek, sevdiği yere yıllarca dönüp bakıyor.
Ben her gece, içimde senden kalan sessizliğin sesini dinledim.
Kimse duymadı.
Kimse görmedi.
Herkes, "İyi misin?" diye sordu.
Ben, "İyiyim." dedim.
Oysa insan, en büyük yalanı başkalarına değil, aynaya söylerken yoruluyormuş.
Belki bir gün, aynı gökyüzünün altında yeniden karşılaşacağız.
Gözlerin gözlerime değecek.
İkimiz de susacağız.
Kimi hikâyeler, kelimelerle değil, suskunlukla tamamlanır.
Kaybettiğimiz şey, yalnızca birbirimiz değildi.
Birlikte kurduğumuz bütün yarınlardı.
ben...
Bugün sana değil;
Seninle yaşlanacak saçlarıma,
Elini tutacak ellerime,
Aynı yastıkta uyanacak sabahlara,
Adını yazdığım dualara,
sende bıraktığım en güzel yanıma...
Elveda diyorum.
Kimi vedalar, "Gidiyorum." denildiği gün başlamaz.
İnsan, sevdiğiyle aynı gökyüzüne bakıp, artık aynı hayali kuramadığını anladığı gün başlar.
Kimi ayrılıklar vardır...
Mezarı olmayan bir ölüm gibi...
İnsanı yaşarken toprağa emanet eder.
Kayıt Tarihi : 11.08.2026 16:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!