Kendi gürültümden kaçıp, sustuğum bir yerdeyim,
Vakit, öyle bir an ki akrep yelkovan küsmüş
Kafamda geçmişten kalma birkaç kırık serzeniş
Pencerede yansımam, batan güneşle gitmiş
Sahi, ne için çaba, neye harcadım sinsi
Hangi durakta kaldı, annemin hoş ninnisi
Epey uzaklaştım ben gül kokan yamacından
Uzaktan seslenen kim koşturuyor birisi
Kaçma kaçamazsın bak çöküyor karanlıklar
Bağırıyor Topraklar, uzanmış mezarlıklar
Kaçma kaçış nereye duymadın mı selayı
Seni almadan gitmez sana taktı kafayı
Memleket haritada taşındığım kabristan
Belli belirsiz kimlik tahta tabut bir vatan
ucu bucağı gizli belirsiz bir ayrılık
İnsan diyorum ölüm ölmüşüm ben doğuştan
Kendi içimde yolcu görmediğim bir yere
Elveda dertli dünya elveda tüm dertlere
Burdan bir garip geçti önemsiz anımsanmaz
Gitmel için gelmişim doğdum artık bir kere
Dışarda kış ayazıyla titreyen ev sahibiyim
Artık bir gölgemde yok bekleyen yok kapımda
Görüş mesafesi yok görmeden yürüyorum
gitmem gereken o yol, ayağımın altında
Sadece bir sükunet...
Öyle bir sükunet ki;
Duyduğum en gürültülü gerçek buymuş aslında.
Anladım ki şimdi net
Dünya hayatı hasret,
bir nefeslik teneffüs bir zikirmiş ağzımda
Ve insan, yerde gezgin eceline çekilmiş
Gurbet elde yabancı yeryüzüne ekilmiş
Geldi uzak ayrılık beklenen büyük hasat
İnsan yere yabancı kalbine misafirmiş
Kayıt Tarihi : 1.1.2026 20:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!