Elbeyi Eyyuboğlu Şiirleri - Şair Elbeyi ...

Elbeyi Eyyuboğlu

Varlığın, göğsümün tam ortasına oturmuş ağır bir muamma;
ne atabiliyorum dışarıya, ne de sığdırabiliyorum bu daralan parmaklıklar arasına.
Seni sevmek, uçuruma gözü kapalı yürümek değilmiş meğer,
uçurumu bir yurt, bir yuva bilip bağrına basmakmış.
Bir şubat akşamıydı usulca sokuldun içime,
ama fırtınalar koptu ruhumun kuytularında.

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Zamanın devasa dişlileri arasında öğütülen o son kırıntı,
Artık bir takvim yaprağı değil, boşluğa asılı kirli bir yelkendir.
Gözbebeklerinde sönen o kadim kandilin yağı bitti;
Şimdi ruh, kendi mahzeninde unutulmuş paslı bir anahtar,
kendi kapısını açmaya mecali kalmamış, soğuk bir demir parçasıdır.
Hücrelerimde bir veda ayini düzenliyor hatıraların hayaletleri,

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Sessizliğin sesi kaldı bende,
Gülüşünle dolu odalarda.
Sen gittin, ama gidişin duruyor hâlâ.
Kapının kolunda, aynanın buğusunda…

Bir “hoşça kal” bile değmedi dudağına,

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Güneşin henüz kendi gölgesini kestiği o dar avlularda,
ışık, ipek bir dokunun kıvrımlarında dinlenirdi.
Bir kumaş değildi oysa sarmalayan;
Tarihin, kendi bağrında sakladığı lekesiz bir yemin,
zamanın aşınmaz kalesinde bekleyen sessiz bir duruştu ağlayan..
Lakin kentin yüksek tepelerinden bakan soğuk gözler,

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Yapmayı ertelediğin şeyler kurcalar zihnini,
kaçmakla ilgili planlar kurarsın düşüncelerinden!
Önden gidenlerin acısı, geride kalacakların telaşı…
Tebessüme fake atan melanet, bilmem kaç asırlık lanet.

Geçti zaman doldu süre, feleğe meydan okunmaz!

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Mühürlü kâğıtların gölgesinde kıyılan o örtük infaz,
kireç kokan dört duvarın sağır kucağında başlar.
Bir neslin gençliği, gözleri fermanlı,
usulca silinir aynalardan.

Sıkışıp kaldığı ahşap çerçevenin içinden

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Gökyüzü pas renginde şimdi,
güneş; sönmüş bir lambanın yorgun parıltısı,
ufuk; kurşun rengi bir sessizliğe gömülü.
Rüzgâr; betonun damarlarında sürünen
bir yankı sadece…
Anlamını kaybetmiş duaların uğultusu gibi.

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Şehrin damarlarında dolaşan o kimsesiz ıslık,
yine ufku kızıla boyadı; batan gün kana benzerken her akşam üstü,
kaldırımların omzuna yıkılıyor bu yorgun şehir.
Gökyüzü, bir akşam güneşinin son nefesini ciğerlerine çekip,
bulutlardan dökülen mahzun bir çeşme gibi akıyor rüyalarıma.
Kimse görmüyor, kimse duymuyor bu sessiz ihtilali..

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Yirmidokuz mayısının sabahı, yıl 1453...
Ordusunun başında genç sultan II. Mehmet.
Gözü, Bizansın en görkemli şehrinin ''aşılmaz'' denilen surlarında.
Ruhunun derinliklerinden dökülen imanla yoğrulmuş bir cümle;
''Ey Konstantiniyye, ya sen beni alırsın, ya ben seni...''
Elliüç gündür kuşatmada Osmanlı Ordusu!

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Gece oldu yine,
sessizlik kapladı içimin duvarlarını…
Ne bir ses, ne de bir nefes…
Sadece ben ve kırık dökük zaman.
Penceremde titreyen ay ışığı, gözyaşımın yerini biliyor artık.
Yıldızlar bile sormuyor neden solduğumu,

Devamını Oku