Elbeyi Eyyuboğlu Şiirleri - Şair Elbeyi ...

Elbeyi Eyyuboğlu

Günün çekilişi, ömrün eksilişi,
insanın bitmek bilmez hırsları
ve gök gürültüsüz yırtılıyor ufkumuzda,
zamandan çaldığımızı sandığımız her kırıntı
kendi gölgesini uzatıyor avuçlarımıza.
Bir fener yakıyoruz gecenin kör eşiğinde,

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu



Kendimden mi kaçıyorum fellik fellik..
Yoksa, nedir bu aceleciliğin sebebi..?
Gölgem takipçim olmuşken üstelik...
Sarmaz mı sandım, çaresizliğin derdi..!

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Yalnızca hayırlısını dilemek yetmez…
Bir de hikmetini kavramayı öğret bizlere,
Zira bazen murad ettiğimiz değil,
Hakk’ın muradıyla gelen şekillendirir kaderimizi.

Her nasip vaktine esirdir ya Rab,

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Gökyüzünün eğimi kırılır fısıltısız bir ihtilalle,
gövdesine güvenen gölgeler kendi köklerine devrilir. Pusulanın ibresi içine çekilir bir pus ortasında,
sığınak sandığın kıyılar yutar kendi dalgalarını.
Başka bir iklimin haritasında boğulur o tanıdık nida, kendi kuyusuna tırmanan bir su gibi çaresizdir gidişler.
Gözünün değdiği yerde başlayan yangın,
yalnızca düştüğü yeri kül eder.

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Varlığın, göğsümün tam ortasına oturmuş ağır bir muamma;
ne atabiliyorum dışarıya, ne de sığdırabiliyorum bu daralan parmaklıklar arasına.
Seni sevmek, uçuruma gözü kapalı yürümek değilmiş meğer,
uçurumu bir yurt, bir yuva bilip bağrına basmakmış.
Bir şubat akşamıydı usulca sokuldun içime,
ama fırtınalar koptu ruhumun kuytularında.

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Zamanın devasa dişlileri arasında öğütülen o son kırıntı,
Artık bir takvim yaprağı değil, boşluğa asılı kirli bir yelkendir.
Gözbebeklerinde sönen o kadim kandilin yağı bitti;
Şimdi ruh, kendi mahzeninde unutulmuş paslı bir anahtar,
kendi kapısını açmaya mecali kalmamış, soğuk bir demir parçasıdır.
Hücrelerimde bir veda ayini düzenliyor hatıraların hayaletleri,

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Sessizliğin sesi kaldı bende,
Gülüşünle dolu odalarda.
Sen gittin, ama gidişin duruyor hâlâ.
Kapının kolunda, aynanın buğusunda…

Bir “hoşça kal” bile değmedi dudağına,

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Güneşin henüz kendi gölgesini kestiği o dar avlularda,
ışık, ipek bir dokunun kıvrımlarında dinlenirdi.
Bir kumaş değildi oysa sarmalayan;
Tarihin, kendi bağrında sakladığı lekesiz bir yemin,
zamanın aşınmaz kalesinde bekleyen sessiz bir duruştu ağlayan..
Lakin kentin yüksek tepelerinden bakan soğuk gözler,

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Yapmayı ertelediğin şeyler kurcalar zihnini,
kaçmakla ilgili planlar kurarsın düşüncelerinden!
Önden gidenlerin acısı, geride kalacakların telaşı…
Tebessüme fake atan melanet, bilmem kaç asırlık lanet.

Geçti zaman doldu süre, feleğe meydan okunmaz!

Devamını Oku
Elbeyi Eyyuboğlu

Mühürlü kâğıtların gölgesinde kıyılan o örtük infaz,
kireç kokan dört duvarın sağır kucağında başlar.
Bir neslin gençliği, gözleri fermanlı,
usulca silinir aynalardan.

Sıkışıp kaldığı ahşap çerçevenin içinden

Devamını Oku