Sabah akşam kapından geçer yolum
sabah akşam Mezire’ye inerim
susamışım testimizi kırmışlar
arkamızdan neler söylemişler
susmuşum Nüket kız ağlamış
ben böyle Mezire’ye giderim
hiç böyle sabah görmedim.
Sorularla bakarlar yüzümüze, ya sonra
olaki gizli gizli anlatırlar
mavi kazağımı çalılar yırtar
kahveden oyunlarına çağırmazlar
düdük sesleri saat beş sularında
fabrikadan Nüket kız gelir
ellerinde eldiven,yüzünde gülücük
Nüket fabrikadan yorgun gelir.
Ben kentten kaçsaydım her şey kolaydı
şimdi yeşermez ağaçlar kederden
boşunaymış pencerede beklemem
yeni sesler gelir geçer tepelerden
o zaman büyür çocuklar sessizce
ben acırım,yazık olur Nüket kıza
yanık yanık ben görmeden ağlarmış.
Tutkularımız Ademden beri bu özdek bu taş
düşmanlar bile birbirini tanımazmış
nerde Nüket’in evine bakmak o zaman
taş üzerine taş kalmazmış
ben şimdi istediğim gibi tutuyorum
çocukları okşayan elerini
yavaş yavaş giderken tren yoluna
kadere karşı bükülmüş boynundan.
Sonu gelmeyecek yolculuğun renklerine aldanmışım
sanırdım zor günler gelip geçecek
pencereme bakarken takılacak
yorgun bakışlarını tutacağım
tutup aynalara yapıştıracağım
nerde..Nüket yorgun,Nüket çileli
bu gün gözleri pencereme hiç değmeyecek.
(Elazığ, 1961)
Erdal CeyhanKayıt Tarihi : 31.1.2010 07:22:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!