Ekranın ardında, gizli bir pusu,
Sanarsın tertemiz, ruhun uykusu.
Sanki bir tiyatro, budur doğrusu,
Siz de bu çarkta, sessiz bir seyirci.
Tepeden bakarken, güldün eğlendin,
"Ben ondan değilim" diyerek yendin.
Aslında o kuyuya, sen de belendin,
Sözde görmez oldun, sessiz seyirci.
Göz hakkı dedikleri, burda pazar mı?
İzledikçe edep, biter azar mı?
Bu rezil gidişat, seni yazar mı?
Ortaklık ettin ya, sessiz seyirci.
Beğeni tuşunla, verdin gazını,
Görmedin o anın, kışını yazını.
Kimi kurban verdin, oğlun kızını,
Yıktın barajları, sessiz seyirci.
Çatıdan bakmakla, temiz kalınmaz,
Ateşin yanına, yarsız varılmaz.
Böyle bir vebalin, hayrı alınmaz,
Meydanı boş buldun, sessiz seyirci.
Sen izledikçe o, azar da azar,
Kendi kuyusunu, canlıda kazar.
Beğeni dediğin, edebe mezar,
Kürek sallıyorsun, sessiz seyirci.
Sayılar arttıkça, ar damarı çatlar,
Hâyâsız sahneler, katlanır katlar.
Senin merakınla, yürür bu atlar,
Yolu sen açarsın, sessiz seyirci.
"Bakıp geçiyorum", dersin her defa,
Böyle mi sürülür, bu devr-i sefa?
Ruhun kirlenirken, sürersin cefa,
Zehri bal sanırsın, sessiz seyirci.
Klavye başında, hakem olursun,
Kendi boşluğunu, onda bulursun.
Gün gelir sen de, darda kalırsın,
Vebali ağırdır, sessiz seyirci.
Murat der ki; herkes, durduğu yerde,
Gözüne çekilmiş, kara bir perde.
Düştük sonunda biz, onmaz bir derde,
Tuzun kuru sanma, sessiz seyirci.
Kayıt Tarihi : 25.12.2025 13:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!