Egeye Dönüş Şiiri - Ali Sinkay

Ali Sinkay
297

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Egeye Dönüş

Mühürlü Mektup

Gözlerin, eski bir hanın gölgeli avlusu;
Hangi taşın altında unuttuk ilk itirafı?
Bir Ege akşamında, rüzgârı paslı bir vapur gibi,
Kalbimizde yarım kaldı aşkın o çocuksu tarafı.

Sana dokunmak, yasak bir defteri aralamak gibi;
Hem derin bir uçurum, hem tuzlu bir sevinç.
Mürekkebim kurudu, lakin sızım hâlâ diri,
Zaman bizden gençliğimizi çaldı, habersiz.

Gurur, mermerden bir heykel, aramızda dikili;
Söylenmemiş her cümle, içimizde bir imza izi.
Biz ki sonu yazılmamış bir romanın iki satırıyız,
Hatırayı yalnız ayrılıkta tanıdık, sessiz.

Şimdi İzmir’in o dar yokuşlarında gezinelim,
Pasaport iskelesinde akşamı bekleyelim:
Lakin bu veda, Kordon’un yorgun ışıkları gibi,
Güneş çekilince çekilir içimizden o akış.

Bir vakit Karşıyaka’dan esen o deli rüzgâr,
Şimdi yabancı bir ağızda adını fısıldar.
Asansör’ün taş basamaklarında kaldı ayak izimiz,
Artık iki ayrı kıyıyız; aramıza girdi deniz.

Konak’ta saat kulesi durmuş bir zamanı tartar,
Bizim yerimize artık gölgeler tutar nöbeti.
Ege’nin lacivert koylarında gömdük hatırayı,
Yıkık bir Rum evinde bıraktık o hayali sarayı.

Mühürlü bir mektup gibi katladık bu şehri,
İçtik sonunda, o kadim ve buruk zehri.

Artık ne rüzgâr geri getirir o eski yelkeni,
Ne de bir gemi bağlar kıyıya gideni.
Sen İzmir’de kaldın, ben bu mektubun içinde;
İki yabancı olduk, aynı aşkın izinde.

Ali Sinkay
Kayıt Tarihi : 6.2.2026 21:05:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!