Gönül kapıldı mı bir kere
Ne söz dinler ne de nasihat
Katar önüne sürükler
Gönlün kulağı yok, duymaz
Ağzı yok, konuşmaz
Bir gül ver bana yüreğinden kopup gelsin
Sunan ellerinden kana kana içip gelsin
Bana bir gül ver, beni sana, seni bana anlatsın
Hiç mi vermedi bu eller gül? Hiç mi?
Hiç mi sevmedi bu gönül ölümüne
Değmedi mi bir gül yolunda verilmeye
Hastalandığımda,
Annem gelir aklıma,
Otlu peynir ve çörek kokusu yayılır burnuma.
İrkilirim, sağıma soluma bakarım,
Meğerse gerçekmiş kabuslarım,
Sonra ne olacak? Ne yapacaksın benden ayrı?
Gezebilecek misin doyasıya kırlarda bi başına?
Yine sevindiğinde boynuna sımsıkı sarılacak birini bulabilecek misin?
Dudakların ıslandığında, nemlerini silebilecek misin bir başka dudağa?
Dayanılmaz sıkıntılarını alıp seni kuş gibi hafifletecek bir dinleyici olacak mı yanında?
Özlemlerin yakıp kavurduğu,
Acıların bir kuru ot misali savurduğu,
Sevgilerin mutluluk değil, acı verdiği,
Bir diyardan sesleniyorum.
Gözlerin bakıp görmediği,
Hüzün dolu bir günün ardından sadece bir söz yetti
Mutlu bir yarın ummaya
Karanlık yollarda, bir başına ve çaresiz yürüyen bu yolcuya
Bir mum vermek gibiydi
Korkuların içinde sırılsıklam terleyen bir kaybetmişe
Cesaret vermek gibiydi
Şimdi size bir yok oluş hikâyesi anlatacağım
Hiç başlamamış ve hiç bitmemiş bir hikâye
Bütün kahramanları savaşmış ölesiye
Eğer ölen varsa da bu mücadelede; ben yaşatacağım
Sorumsuzluğun ve umursamazlığın acı faturası
Su gibi sorgusuz sualsiz akıp gidiyordu günler.
Bir yağmur damlasının kelebek kanadına düşmesi kadar sıradandı hayat.
Ben miydim bunun sebebi yoksa bunlar mıydı bana sebep?
Düşünüyordum seni zamanın içinde yitip giden bir kayıp ruh gibi
Ellerimi uzattığım anda bulutlar arkasına saklanan Venüs gibisin
Tekrar ne zaman görüneceğin bilinmez oluyor
Bırak elindeki o antikaları
Silme üzerindeki tozları
Boşver hatıraları
Bana unutmak lazımdır
Aşk ömrü uzatırmış.
Yalan!
Aşk, ancak ölümün ömrünü uzatır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!