Bir çatırtı oldu;
Kaya gibi dağ ikiye yarıldı;
Yanal atılımlıydı.
Yarıktan aşağıya düştü insanlar;
O güzel insanlar.
Zaman ve su birlikte aktı;
Aktıkça derin bir vadi oluştu.
Al al oldu sarp duvarları.
İzin; yalnızca su ve zamanın akışınaydı.
Doğa, bu sefer;
Aldı eline ucu püsküllü fırçayı;
Rüzgârı arkasına;
Basınçlı suyu yardımına;
Taşları da selin akışına;
Boyadı iki yanı;
Kızılın her tonuna.
Gün geldi;
Yaslar, zamana yenildi.
Döndüler;
Yaşamın olağan akışına.
Hapsolan gün ışıkları;
Çabuk sıkılıyorlardı aşağıda;
Tez bırakıyorlardı, dar gökyüzünü;
Koyu mavi gecenin;
Parıldayan yıldızlarına.
Koşullar çok kısıtlı;
Ama herkes orada mutluydu.
Sular aktı durdu;
Vadi, oldu sana bir kanyon.
Unutulunca çatırtının uğultusu;
Herkes kanyonu;
Suyun akışına yordu.
Marşlar söylüyor;
Islıklar çalıyordu gençler;
Vadi boyunca;
Yankılanan kayalıklara.
En çok da yıldızlar mutluydu;
Oyunun ana öğesi olduklarına.
Sayıldılar;
Gecelerce yarışan çocuklarca.
Yıllar aktı;
İçine kapalı bir topluluk oldular.
Üç bin yıl sonra;
Bir şelaleden aşağıya aktılar.
Hiçbir şey olmamış gibi;
Diğer insanların arasına karıştılar.
Birkaç kez denediler;
O güzel kanyonu anlatmayı.
Baktılar ki;
Sonunda kavuştukları insanlar;
Gerçeklerle değil;
Efsanelere göre düzenliyorlar yaşamlarını;
Bir efsane de biz yaratmayalım;
Dediler ve sustular.
Kayıt Tarihi : 4.3.2026 16:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
10 Şubat 2024




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!