Lise yıllarında şiir ile tanışan ve bunu tutku haline getirmiş bir yeni yetme
Kafadan yapılmış bir beton
ve hangi yastık olsa büker yüzünü.
Gönlü geçmiş sözlerin bile, hangi cümle
başlasa bir yanından senin
bir yanından geçmiş taş kadar ağırlaşır bu gece
hangi taştır ki serilsin, döşeklerin üstüne
İlkin bir günün ışığı,
makaralarında sarmış her bir sahneni
sen ki kırmızısız, yeşilsiz ve tek bir mavi kadar, her bir sahnenin
tek bir sonu
ne senle başlar, ne de bitmiş bir şey bu henüz
Bana bir soru sor,
hâlimi hatırımı değil,
ben senin yerine saklıyorum,
var bende bir hatrın,
sen bana bir soru sor nasıl sıkmalı bir vidayı,
sen bir soru sor bana içinde,uzanamadığın her şey...
o kadar uykusuz kaldım ki,
uyku olsan
yine varamam sana,
çünkü düşünmek seni,
uykusuzluktanda beter
ilkin, düş görmüş günün sabah güneşi kadar soğuk
ve kezlerce ilkin sonu olur ancak bir defa kadar bile olamadan
kader,
gün ortası durmuş bir saatin uçan kuşu kadar özgür
döner yüzünü bir yol altından kapı olsa açılmadan,
su çatlağını buldu
ve maviye boyandı bir gün,
gün gözlerinden çalınmış bir akşamsız
ve bundan bir çıkar uykusuz,
uykusuz ve sensiz
Canım acıyor bunu hissettin mi?
Sende kalanları geri ver,
sen buna dayanamazsın
Bilir misin kalbin uzakta, bir dağ başındaki sis kadar nemli,
ve gözlerin bir ufkun çizdiği kadar uzak senden,
nasıldır yaşamak yuvadan uzakta?
Bu dünya ağırlaşan bir duman dudaklarımda
Oysa ben bir çiçektim zamansız koklanmış,
Koparılmış!
Gitmek vakti gelmiş eski bir lisanda…
Susulmuş,
Kimdir ki hala o ekmeğin karası ağzında
seni düşünmek, olmanın bir sebebi gibi
ki ancak anlamdır en az senin rengin kadar,
mavi...
uzayan günlerin takvimi kadar uzaktır,
her gün yeniden başlasam, yeni bir sana
beni rahatsız ediyor,
bilmiyorum, uyuyamadım,
oysaki geçmiştim bugün,
aklımda boğazın doyumsuzluğu
ve manzarası hayatın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!