Düşmek...
Yusuf'un kuyusunda karanlık bir an
Atılırken hissettiğim ihanet
Ölüm korkusu
Gözlerin...
Züleyha bana düşerken
Ben senin gözlerine düşmüştüm
Ergenlik çağımda
Bana acımak senin haddin
Kervan bulup ayrılmak haddim olur mu.
Köle bulup götürdüler beni
Tuzlu kuyu, senin göz bebeklerindi kervanı bana çeken.
Beni yaşat
Beni kurtar
Beni mısıra Sultan et
Firavun aklıma bile gelmez
Düştüm ya
Beni kollayan o kuyu
Biz kardeşiz diyenden korudu gözlerin
Sana düşerken yükselmişim
Sultan olmak niyetinde değildim
Sultan olmuşum
Gözleri çıldırtacak kadar güzel olmak istememiştim
Kafeslediler
Güvercin gibi
Kafese atılmak iyilik olur mu
Kafeste yüceldim kafesle korudun beni
Meğer mısır'ın zindanları saraylarından kıymetliymiş
Güzellere hiçbir zaman meyletmedim
Sahi güzellik ne? Yusuf
Derdimi anlatacak bir kuyu mu
Bağıracak bir zindan
Yoksa parmakları kesecek kadar şehvet mi?
Cahillerin arasında
Zindan
en karanlık an
ruhumu sarsan
Tevazu; yolunu kaybetmiş ezilmişleri
Adam etmez mi
Her insanın bir kuyusu olmalıymış
Düştüğü
Çıkmaya çalıştığı
Kendini bulduğu
Zorluk değil mi? Bizi adam eden.
Çöllerin ortasındaki kupkuru kuyu
Güzel olmak kadar tehlikeli gelmemişti bana
Güzellik başa bela
Herkes bana dokunmak isterken ben kuyunun sahibini istedim
En büyük ayrılıklar en büyük kavuşmaları getirdi
Yakup babam ancak senin kadar sıcak olabilirdi.
Kayıt Tarihi : 3.1.2026 04:26:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!