Düşe kalka yürüdüm, yolum tozlu bir rüya,
Nefsimi kurban verdim, bu bî-vefâ dünyaya,
Her tövbem bir hıçkırık, her isyanım bir yara,
Rûy-i siyahım ile, vardım o tecellâya.
Kırıldı şeh-perim, uçamadım fevklere,
Mühür vurdum kalbime, daldım derin kederlere,
"Tövbe düşe kalkadır", dendi irşad yolunda,
Secde-gâhım sığındı, o nûr-i seherlere.
Heybemde hüsranım, dilimde zâr u efgân,
Af diler bu âciz, ey Padişah-ı Cihan!
Bu düzenin mutlak hakimi benim,
Bu bedenin, bu kanlı sinenin,
Bu siluetin, bu gölgenin hakimi benim,
Bu öfkenin, bu bitmez harbin!
Lâkin dur ey adalet! Burda sözüm münkati,
Zalim için mukadder, nâr-ı cehennem kat’i!
Masuma el uzatan, nâmusu pâymâl eden,
Bulamaz ne bir şefâat, ne bir lütf-u bâki!
Bağ u bahçeyi yakan, nâr-ı cahîmde yansın,
Zemheri ayazında, her nefeste uyansın!
Tecavüzkâr rûhlara, ne af var ne merhamet,
Gayretullah aşkına, kahr-ı ilâhi binsin!
Mazlumun âhı yakar, arş-ı a'lâ inler de,
Zâlim makhûr olur, o kapkara mahşerde,
Tövbe beşer içindir, hûn-hâreler hariçtir,
Gayzımız kıyamettir, kalmaz bu kan bu yerde!
Hûn-hâreye af yok... (Zalime merhamet yok)
Müstahak-ı nâr... (Ateşi hak edenler)
Zemheri...
...Zemheri...
Kayıt Tarihi : 15.2.2026 22:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!