Yağmur yağıp, dağı sele boğunca.
Bulutlar bu işe, alınır Fadik.
Bulutlar çekilip, güneş doğunca.
Marallar çayırda, salınır Fadik.
Hak için dağlara çıkasım gelir.
Gözlerim yoluna hasret kalınca.
Bir keklik misali yaralar Fadik.
Gözlerime hüzünle yaş dolunca.
Yanağım damlalar sıralar Fadik.
Sinende güllerin bir hoş kokunca.
Hava kurşun gibi, içim yaralı.
Sırra kadem bastı, umudum Fadik.
Hep çile çekerim, oldum olalı.
Lal oldu dillerim, kurudum Fadik.
Al elmalar yeşil dala yakışır.
Oynaşır yelinen yaprağı Fadik.
Yaylaların pınarları akışır.
Islatır çimenler toprağı Fadik.
Yağmur çiseleyip toprak kokunca.
Farz oldu merete, beddua etmek.
Yoksa o sözleri , yemeli gardaş.
Vacipmi sıladan, gurbete gitmek.
Garibim nerede, demeli gardaş.
Köpek kuyruk sallar, yalı görünce.
Gönül bahçesine çiçeği ektim.
Büyüttüm besledim feleğe inat.
Ömür tarlasına dertleri döktüm.
Yıllara yasladım feleğe inat.
Bir zamanlar hiç avuçta durmazdım.
Kolum kanadımı kırdı şu felek.
Kimseden derdime ilaç sormazdım.
Beni yüreğimden vurdu şu felek.
Hükümüm geçerdi yüce dağlara.
Şu yalan dünyada kaldım başıma.
Kadir kıymetimi bilmedi felek.
Dostum dediklerim geçti karşıma.
Bir gün olsun şansım gülmedi felek.
Yandı yapraklarım, külü savruldu.
Atıp tutup ülkeyi, karanlığa götüren.
Ey diye atılan, naraları fos çıktı.
Sükuneti bozupta, dengeleri yitiren.
Tesbih gibi dizilen, sıraları fos çıktı.
Gidilmedi yıllardır, arpa boyu ileri.
Canını emanet edip çakala.
Şeytanı dost gibi, görmektir gaflet.
Çağdaş uygarlığa, tam çeyrek kala.
Yobazın çarkına, girmektir gaflet.
Aklını kullanıp, var ki yerine.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!