Gri binalar yükselirken göğe doğru,
Yerdeki karıncanın hakkı kayboldu.
Gecekonduda demlenen bir bardak çayın verdiği huzuru,
İnsanlar artık kafelerde yabancı isimlerdeki içeceklerde arar oldu.
Komşunun kapısı sürgülü, gözü ekranda,
Sokakta bir feryat kopar, herkes seyirde.
Merhamet satılık bir eşya oldu vitrinde,
Vicdanlar sustu, sesler sadece klavyede.
Birbirine çarpan omuzlar değil artık,
Çarpışan egolar, kırılan kalpler.
Eskiden "biz" derken parlayan gözler,
Şimdi "ben" derken üstünlük taslar.
Haber bültenlerinde bir sayı oldu canlar,
Bir günlük yas, sonra aynı telaş başlar.
Katillerin dışarıda dolandığı, masumun ekmeğinin alındığı,
Parası olanın konuştuğu, fakirin sırtına yüklenildiği bu zamanlar...
Adalet bir terazide değil, dillerde saklı;
Güçlünün doğrusu, zayıfın boynuna takılı.
Tweet atan, hakkını arayan içeride,
Uyuşturucu satanlar dışarıda.
Annelerimizin ayaklarının altında cennet mi bıraktılar?
Yolda tek yürüyen kadına sarkıntılık yaptılar.
Sonra oturup "Dünya nasıl değişti?" dediler,
Bilmemezlikten gelip susup gıybet yaptılar.
Komşu komşunun külüne muhtaç değil artık
Kimse kimseyi tanımaz oldu.
Müziği hafiften açsan
Eline bıçağı alıp kapısına dayanır oldu.
Küçük büyüğünü bilmez
Büyük küçüklerini saymaz oldu.
Akşam ezanından eve döndüğümüz zamanlarda
Şimdi sabah ezanında girer olduk.
Bilmem bu dünya nereye gider,
Pika bıktı artık, oldu derbeder.
"Yalan dünyaya dalıp gerçeği mi unuttu?" der,
Vicdanlar ne zaman sızlar, insanlar iyiliği seçer?
Kayıt Tarihi : 9.3.2026 17:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!