Düet şiir 2 Şiiri - Dem Bu Dem

Dem Bu Dem
3

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Düet şiir 2

Kadın: Vakit, gitmelerin kucağına bırakılmış bir yetim şimdi. İçimde iki dev ordunun savaşı var; ne zafer mümkün ne de barış. Bir yanım prangalı bu sokağa, hatıraların gölgesine sığınmışım, gitmek demiyor dilim. Ama diğer yanım... Diğer yanım çoktan heybesini hüzünle doldurmuş, yollara düşmüş bile.
Söylesene ey gönlümün sızısı;
Yar mıydın bana, yoksa yaralayan mı? Bir merhem miydin kanayan yerlerime, yoksa o yarayı derinleştiren keskin bir bıçak mı? Adını andığımda dilim neden önce bir dua, sonra bir veda gibi titriyor?
Erkek: Soruyorsun ya, cevabı göğsümün tam ortasında saklı. Ben senin için sadece bir isim, bir gölge değildim. Fırtınalarda sığınacağın bir liman, karanlığında fer olmaya talip bir ateşim vardı benim.
Yar’dan öte candım ben sana... Can ne demek bilir misin? Tenin sızladığında ruhu duyan, nefesin daraldığında ciğerine dolan hava olmak demek. Ben seni severken kendimden vazgeçtim de, senin bir "belki"ne koca bir ömrü kurban ettim. Şimdi yaralayan diyorsan bana; bil ki o yara bende daha derindir, çünkü hançeri tutan el senin, saplanan sîne benimdir.

Kadın: Sabır diyorlar... Sanki sabır, bir bardak suyu içmek kadar kolaymış gibi. Bilmiyorlar ki sabır, her gün biraz daha eksilerek beklemektir. Gözlerimin pınarı kurudu da, içimdeki o çocuk hala pencere kenarında bir mucize bekliyor. Şehrin bütün ışıkları söndüğünde, sadece senin yokluğun aydınlatıyor odamı.
Özlemek, bir insanın kendi içinde kaybolmasıymış meğer.
Seni beklemek; gelmeyeceğini bildiğim bir trenin garında, elimde solmuş çiçeklerle bir ömür tüketmek gibi. Gözyaşlarımın izi kaldı yastığımda, her damlada ismin hecelendi. Dinmedi bu yağmur, dinmedi bu fırtına.
Erkek: Beklemek; bir Yusuf kuyusunda zifiri karanlığa "eyvallah" demektir. Ben o kuyuda sadece seni sayıkladım. Züleyha’nın hasreti gibi yaktı bu aşk bağrımı. Hani diyorsun ya "gözyaşım dinmedi" diye...
Ah be sevgili, benim gözyaşlarım dışarı akmadı, içeriye, kalbimin tam üzerine damladı. Her damla bir kor oldu, her kor bir yangın. Aşkın yüreği yakması bir mecaz değilmiş; etin kemikten ayrılması, ruhun bedenden firar etmesiymiş. Ben seni sabrın en ince süzgecinden geçirip de sevdim. Sustum... Sustukça içimdeki uçurumlar büyüdü.

Kadın: Şimdi bir karar vaktindeyim. Uçurumun tam kenarında, rüzgarın insafına bırakılmış bir yaprak gibi.
Bir yanım kal diyor, dökülen her yaşın hatırına, paylaşılan o bir yudum suyun, o yarım kalan masalın hürmetine kal... Gitme, biteriz diyor.
Bir yanım git diyor... Kırılan onca umudun, yitirilen onca mevsimin, o sessiz çığlıkların hatırına git. Git ki, daha fazla kanamasın bu sevda.
Erkek: Gitmek mi zor, kalmak mı diye sorma bana. Kalmak; her gün aynı acıya uyanmaksa, gitmek; kendi cenazeni omuzlayıp bilinmeze yürümektir.
Sen giderken ben kalacağım. Bu şehrin sokaklarında, senin bastığın her taşta, soluduğun her nefeste kalacağım.
Eğer gitmek ilacınsa, heybendeki en ağır yük ben olayım. Ama unutma; ben sana sadece "yar" değil, "can" oldum. Can bedenden çıkınca ne kalırsa geriye, ben işte o'yum.

Kadın: Özlemek, seninle başlayan bir cümlenin sonuna hiç nokta koyamamaktı. Ben o noktayı koymaya gidiyorum. Ama yüreğim... Yüreğim hep o yarım kalan cümlenin içinde saklı kalacak.
Erkek: Yolun açık olsun diyeceğim ama gönlüm razı değil. Sadece şunu bil; hangi yola gidersen git, attığın her adımda biraz daha bana yaklaşacaksın. Çünkü aşk, gidilen yollarda değil, beklenen duraklardadır.

Dembudem
20/02.2026 - 17.50

Dem Bu Dem
Kayıt Tarihi : 26.2.2026 13:14:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Gecenin Hüznü
    Gecenin Hüznü

    Gitmek mi zor? Kalmak mı?

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)