Gece, siyah kadife bir örtü gibi
usulca omuzlarıma indi
ve ben
içimde kimsenin bilmediği kırık çan sesleriyle
göğe baktım.
Dolunay
bembeyaz bir yara gibi asılıydı karanlığa,
iyileşmemiş ama
ışımaktan vazgeçmemiş.
Ellerimi açtım —
bir şey istemek için değil,
artık taşımaktan yorulduğum
duyguları bırakmak için.
“Al,” dedim sessizce,
“benden büyük olan her şeye…
kırgınlıklarımı al,
geç kalmış sevinçlerimi al,
içimde büyüyememiş çocuk seslerini al.”
Rüzgâr saçlarımı değil
düşüncelerimi dağıttı o an.
Kalbim, göğsümde değil de
gökyüzüne asılmış gibi attı.
Dolunay
beni eksik yerlerimden öptü,
karanlığımdan utanmadım ilk defa.
Çünkü gece dedi ki:
“Parlamak için
tam olman gerekmez.”
Ve ben
bir dua gibi fısıldadım kendimi evrene —
ne doğru
ne yanlış
sadece olduğum gibi.
Gökyüzü cevap vermedi belki
ama içimde
yıllardır kilitli duran bir kapı
sessizce aralandı.
Dolunay hâlâ oradaydı.
Ben de.
Ama ikimiz de
biraz daha hafiftik artık.
6SubatİKİ1000yirmi6
Buğu DuyusuKayıt Tarihi : 6.2.2026 00:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!