Çok sigara içtiğimi bahsediyor çevremdekiler ama bilmiyorlar ki onların zararı sigaradan daha fazla olduğunu işte doktor durum bu biz hiç hakkettiğimiz sevgiyi görmedik. Her sabah gözlerim şiş uyanırdım sebebi sadece ağlamak ama birisi sorduğunda uykusuzluktan olduğunu söylerdim ne güzel anlamazlardı. Sonra gece oturum bir meyhanede kozumu paylaşırım 100 lük rakıyla zaten yarım kalmışım bari kozumu tam oynayım sonra ordan bir şarkı çalar yapamadıklarım ve atamadığım çığlıklar gelir aklıma ruhum bedenimden çıkar gibi olur sonra gözyasımla beyazlattığım rakımı içmeye devam ederim. Son dubleye gelince eskilerden bir Samime ablamızdan ben sana mecburum çalar, ardından özlediğim günler aklıma gelir mutlu olduğum, kimsenin beni üzmediği, mutluluk paylaştığım günleri özlerim en çok da gözlerine dalıp gerçekleştirmek istediğim hayalleri özlerim ve sonra kendimi evde bulurum. Yastığa başımı koyup senaryolar kuruyorum hiç gerçekleşmicek sonra bir sigara yakıyorum kurduğum hayallere değil geride bıraktığım eski benliğime yakıyorum. İşte doktor ölmek istiyorum her gün yırtık o fotoğrafı öpmekten onunla geçtiğim sokakları her gün kullanıp kokusunu içime çekmekten bıktım ama artık yalnızlığı sever oldum o gittikten sonra bir kaç aya toparlarım kendimi dedim sonra daha çok açıldı yaralarım ama onun suçu yok ben ona benim kırılacak kalbim var dedim oda güzel bir şekilde başardı doktor. Kadehlerce şiirleri sevip şairi umursamadı bile ben ona mecburdum ama ben bu yarayı bir daha kanatamam doktor çünkü artık sabaha kadar ağlamak istemiyorum, eski benliğime değilde mutluluğa sigara yakmak istiyorum, artık gece olsunda meyhaneye gitmek istemiyorum, sabah olsunda çocuklarımla oyun oynamak istiyorum, yırtık fotoğrafını öpmek değilde, düğün albümüne bakıp ne güzeldi demek istiyorum, bir kadını çok sevmek istemiyorum, kızımı çok sevmek istiyorum, artık ölmek değilde, eşim ve çocuklarımla mutluluğa varmak istiyorum doktor. Ben artık iyiyim doktor insanlar hep " iyiyim" derler ya ben de iyiyim işte...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta