Dışardan bakıp da hüküm verme hiç,
Ruhumdaki harı bilmeden gelme.
Kolaydır uzaktan biçmek bir paha,
Sırtımdaki narı bilmeden gelme.
Adımımı attım dikenli yola,
Rüzgârlar vurdu da vermedim mola.
Gönlümün heybesi dert ile dola,
İçimdeki zarı bilmeden gelme.
Yaşadığım yıllar ağır bir yüktü,
Her attığım adım boynumu büktü.
Sen gül severken dal boyun döktü,
Borandaki karı bilmeden gelme.
Beni yargılaman neye yarar ki?
Gözümün yaşını kimler siler ki?
Bu yolun menzili nere gider ki?
O bitmez yolları bilmeden gelme.
Kaç defa devrildim, kaç defa öldüm,
Yine de külümden yeniden doğdum.
Dipsiz deryalarda tek başıma boğuldum,
Boğulduğum gölü bilmeden gelme.
Ayakta kalmak mı? Mucize bu an,
İçimde bir ateş, dışımda boran.
Hayat sofrasında eksilmez haran,
Ekmeğimde koru bilmeden gelme.
Sustuğum yerlerde fırtınalar var,
Konuşsam yıkılır dağ ile taşlar.
Süzülür gizlice gözümden yaşlar,
Kirpiğimde seli bilmeden gelme.
Senin için hayat pembe bir rüya,
Benimse her günüm sert bir kavga.
Çarpıp da durduğum o sert kayaya,
Kırılan dalları bilmeden gelme.
Şimdi gel karşımda konuş bakalım,
Sözü ateş eyle, haydi yakalım.
Dostu da düşmanı bir bir seçelim,
Canımdaki el’i bilmeden gelme.
Garip Murat der ki; bükülmez boynum,
Mücadele benim en büyük oyunum.
Kaderle yazılmış çetin bir huyum,
Ruhumdaki hali bilmeden gelme.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 15:07:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!