Sen, kirpiklerine dek efsanelerden yontulmuş kusursuz bir anıt
Ben, senin o şatafatlı destanında hükmü silinmiş cılız bir dipnot
Nefesimden ördüğüm tahtta mutlak tiranlığını sürerken sen
Senin gözbebeğinin çeperinde, etten kemikten bir avamım ben
Aynı takvime hapsolmuş, birbirine sağır iki ayrı çağız seninle
Benim sana uzandığım yer, yerçekiminin intihar ettiği o ıssız araf
Ruhumun en mahrem fay hatlarında, adının zelzelesi koparken her gece
Senin cömert lügatinde ismim; alelâde bir teferruat, sıradan bir harf
Bir tebessümün uğruna bütün galaksileri kundaklamaya amadeyim
Oysa sen bu yanan cehennemi, sokak lambasının cılız titremesi sanırsın
Ben senin varlığının zerresine, münhasır bir cinnetle meftun iken
Sen beni, ömrünün yan sokağında öylece tozlanan bir kaldırım taşı sayarsın
Sen, pusulamın saplanıp kaldığı o menzilsiz, o muazzam uçurum
Ben senin yörüngende kül olmaya ant içmiş, kütlesiz bir hicranım
Ve ne acıdır ki bu trajedinin en kanlı, en sessiz perdesinde
Benim koptuğum o devasa kıyamet, senin yalnızca en sıradan anın.
Kayıt Tarihi : 1.09.2026 02:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!