DİKKÂTLE OKU KISSADAN AKİL İSEN HİSSENİ ALIRSIN
MÜSLÜMAN OLAN HER FERDİN HİSSESİNE TEKABÜL E DEN BU EMMARE İ NEFİSLE YAPILAN EMANSIZ OLAN SA VAŞTAN HİKMET DERSİNİ ALMAK İÇİN ANLAYARAK OKU MASI, HAYATINI BU OKUDUĞUNA GÖRE TANZİM ETMESİ YAŞAMASI VE I’YALİ EVAMİLİNİ DE BU MÜBAREK KISSA MİNVALİ ÜZERE YAŞATMASI DA ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİD İR.
Ey insan sakın ha güvenme senin
Hüsnü amelinin şahametine
Bir damla su iken bir çiğnem cenin
Sonra da insanlık vehametine
Evliyalar şahı ELLÂH’ın dostu
Erenler ceminde sermiştir postu
Emmâre i nefsin buğzuna kasdı
Bak ARAFAT’ taki basaretine
Kırkıncı Haccını eda ederken
Bayram günü Arafet te beklerken
Batından deruni biri seslerken
İyi kulak verin ferasetine
NEFSİ:
Dedi ki; Ey Eba Yezid, ma’şeri
Kalabalığa bak mukaddes yeri
Doldurmuş kaç Hacc yaptı her biri?
Kimse denk değildir feyyâzetine
Kırk Hacc yapan var mıdır senin gibi?
Bunları duyunca vardı ileri
Diyen nefse karşı çekti hançeri
Döndürmek çün nefsi asliyetine
NEFSİ TEZKİYE İÇİN DEDİ Kİ:
Nûru İSLÂM iksiriyle yağlanan
Mevcudatı iman ile sağalnan
Hablûllâhi İlâhiye bağlanan
Velinin bakınız şikâyetine
Her bilenden üstün bir bilen vardır
Hem Alayı İlliyine çıkarır
Hem Esfeli safiline indirir
Kalmış okuyanın ferasetine
Duyunca nefsinin sûi zannını
Bir temaşa etti dört bir yanını
Kalkarak Hücca ca döndü yönünü
İt karıştı nefsin mehabetine
Ey ahali ben kırk defa Haccettim
Demek ki bu anda pek çok halt ettim
Kırk hac sevabını kelepir ettim
Veririm iki ekmek fiyatına
Birisi kalktı ben alırım dedi
Bayezid iki ekmeği istedi
Müşteri ekmeği getirip verdi
Dikkat; Arifanın şatahatına
O iki ekmeği köpeğe verip
Köpek ekmek yerken nefse, gösterip
Övünecek şeyin kaldı mı deyip?
Azarladı. Bakın hata vatına.
Hac vazifesini eda ederek,
Seferi Rum ellerine giderek
Bir yerde molayı haktır diyerek
Nazar kıl seferi ziyâretine
İSLÂMİ nazar kıl bidâyetine
Bu nizamla yürü nihâyetine
Güvenme nefsinin icâzetine
Hayran kal esrarı kerâmetine
HIRİSTİYAN RAHİP:
Müslümana dikkat eden bu rahip
İnceden inceye ederek takip
Müsafir etmek çün yanına gelip
Buyurunuz; dedi Müsafirine
Bu daveti kabul etti Müslüman
Rahibin kabule sevinci yaman
Sevincin zirveye çıktığı zaman
Ellâh’a şükretti icâbetine
Hanesinde münasip yer gösterdi
Rahatça ibadet ediniz dedi
Onda ki İlâhi hâlleri gördü
Memnûn oldu onun liyâkatine
Müsafirlik dinimizde üç gündür
İzin istediği Rahip üzgündür
Israr üzerine kalmak mümkündür
Israr-ı Nasara riyâsetine
Rahipse birkaç gün daha kal diye
Yalvarınca sordu sebebi, niye?
Bizim Bayramımız var bi tevîye
Baş Rahip ayini siyasetine
Muttali olursun diyerek Rahip
Onunla konuşmak için çok talip
Nolursun bu hâle tek sen ol sahip
Diye yalvaranın sebebatine
BEYÂZİD-İ BESTAMİNİN CEVAB VERDİ:
Ordakiler beni gördüğü zaman
Görünce gözlere dolunca duman
Beni katletmeğe kalkarlar heman
Baş eğdi Rahibin muvafakatine
RAHİP DEDİ:
O hususta müteessir olma sen
Onlar gibi giyindirir seni ben
Dini İSLÂM görünmeni istemem
Seni erdiririm saadetine
BEYÂZİD-İ BESTAMİ:
Bu işte bir hikmet vardır diyerek
Rahibin teklifini isteyerek
Rahibe pekiyi evet diyerek
Bak kabulündeki mükâfatına
Bayram günü geldiğinde Bayezid
Rahibin dediği gibi giyinip
Ayinleri çün Kiliseye gidip
Bakmak çün ayinin maslahatına
Münasip olan bir yer buldular
Oturduk, rahip, baş Rahip geldiler
Ayin çün kürsüye çıkar oldular
Bakın siz İSLÂM’ın mucizesine
BAŞ RAHİP:
Baş Rahip kürsüde gücü yetmiyor
Ayinini dil telaffuz etmiyor
Sanma dinleyende sabır bitmiyor
Bakın Hıristiyan rezaletine
RAHİPLER:
Baş Rahip böylece sessiz durunca
Rahipler de sanki oldu karınca
Niçin susuyorsun diye sorunca
Dikkat et Baş Rahip vecâzetine
BAŞ RAHİP:
Nasıl konuşayım? konuşmam ardır
Zannetmeyin konuşması kolaydır
Aramızda bir Muhammed-i vardır (S.A.V)
Bakınız müşrikin fecaatine
TOPLULUK;
Hepsi birden galeyana gelerek
Bayrama sabotedir düşünerek
Göster onu öldürelim diyerek
Haykırdılar sırtlan mertebatine
BAŞ RAHİP:
Yaparsanız böyle taşkınlık sizler
Onu size gösteremeyiz bizler
Verirseniz dokunmayacak sözler
Düsturu göstermek maharetine
TOPLULUK;
Hepsi birden dokunmayacağına
Yeminle söz vermiş olacağına
Onda ahdetti o bulacağına
Hamdolsun İSLÂM’ın şecaatine
BAŞ RAHİP:
Ey Muhammed-i haydi ELLÂH için
Ayağa kalk söyle gelmeğin niçin?
Sorulan soruda gözleri açın
Bak ELLÂH’ın Arz’ı Semâvâtına
Ayağa kalkınca Baş Rahip gördü
Bayezid-e adın ne diye sordu
Bestami; Bayezid cevabı verdi
Nazar kıl Ilimin siyasetine
Baş Rahip Tahsilin var mıdır dedi
Rabbimin verdiği kadardır dedi
Soracaklarımın kırktır adedi
Şahit kılmış olun dirayetine
Sorduğumda bilebilecekmisin?
Huzurunda soracağım herkesin
Yanlışım olursa rahipler desin
Kapılmadan nefsin heva setine
BEYÂZİD-İ BESTAMİ:
Madem Rahiplerin Baş Rahibi sen
Cevap vereceğim her ne söylesen
Yaratanın kulu Bestami’yim ben
Sorunuz mecburum hikâyetine.
BAŞ RAHİP: SUALİ
O hâlde de sen bana İkincisi
Olmayan bir nedir? ukde bencesi
Kırk sorunun işte budur öncesi
Sende cevabını ver de bileyim
BEYÂZİD-İ BESTAMİ:
Bilirsin ki ikincisi olmayan
Ezelidir, eşi, dengi gelmeyen
Sevdiğini cehenneme salmayan
Benzeri yok Bir ELLÂH’tır; duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Dediğin doğru, ben de sana derim
Üçüncüsü olmayana beklerim
İkidir, izhar et, merakı yerim
Soruya cevabı ver de bileyim
BEYÂZİD-İ BESTAMİ:
Üçüncüsü olmayan, sual düzdür
İki’yi zannetmeyin öksüzdür
Yaşanılan gece ile gündüzdür
Sen bunları bilmezdin de duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Doğru dedin şimdi bana söylesen
Dördüncüsü olmayan üç ne de sen
Sevinirim beni tenvir eylesen
Cevap bahçesine gir de bileyim
BEYÂZİD-İ BESTAMİ:
İzdivac-ı Âdem-Havva’nın haktır
Hakkı bilip kulluk etmek mutlaktır
Dördüncüsü olmayan üç TALÂK’ tır
Şimdi taşı gediğine koydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Beşincisi olmayan dört beheri
Söyler isen tenvir eden bizleri
Sorularım bozacaktır ezberi
Cevap gülzarına gir de bileyim
BEYÂZİD-İ BESTAMİ:
Beşincisi olmayan dört zahirdir
Tevrat, Zebur, İncil sonu âhirdir
KUR’ÂN- KERÎM de yüz dördü birdir
Rehberimiz Kelâmûllâh duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Zatı alinizce malûmdur yerim
Altıncısı olmayan beş ne? derim
Senden bunun cevabını isterim
İnciyi mercanı ver de bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Altısı olmayan beş vakit NAMAZ
İnanmayan esrarını anlamaz
Her şey kocar ölür beka kocamaz
Namaz dinin direğidir duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Yedincisi olmayan altı nedir?
Sorularım iplikten de incedir
Kerim Ellâh yücelerden yücedir
Hikmetini de göster de bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Altı günde kâinâtı var etti
Geceyle gündüzle bahtıyâr etti
A’mâ da habîble iftihar etti
Duâ sırat Burağıdır duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Her verdiğin cevap doğrudur iyi
Şimdi sana soruyorum pekiyi
Sekizincisi olmayan yediyi
Meraklı gönlüm ister de bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Gökleri yedi kat kat kat üstünde
Yaratmış merhunu saat üstünde
Cennetin müjdesi va’ at üstünde
Mücazat-ı nâr müşrike duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Dokuzuncusu olmayan sekizi
Söyle bana dinliyorum ben sizi
Biliyorum Timurlengi Cengizi
Ne kerâmet var astar da bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Yevmi kıyamette ARŞ’ ını HAKK’ın
Taşıyan Melek te sayıya bakın
Merhunu saatin vakti çok yakın
Sakın demeyesin bana saydın mı?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Onuncusu olmayan dokuz de bakim
Sorunun sebebi müsebbibi kim?
Madem ki esrara sensindir Hakim
Bana bir ip ucu ver de bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Oraya girerken bir katre suydun
Girince tahtını oraya kurdun
Tahtına kurulup dokuz ay durdun
Verilen nimeti yedin, doydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
On birincisi olmayan onu ver
Ab-ı hayât doldurmağa huni ver
Mücahid sin, şerefi ver şanı
Cevap alemini ger de bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
On birincisi olmayan on derim
İzni ilâhiyle cevabı verim
Şuayb, çobanlığı olan gün derim (a.s)
Musâ Nebi seyreyledin duydun mu? (a.s)
BAŞ RAHİP: SUALİ
On ikincisi olmayan on bire
Anlatsana vakıf olayım bre
ELLÂH için kin tuttuğun Gayzere
Cevap pençesini vur da bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Yusûf peygamberin kardeşleridir (a.s)
Bünyamin beraber hepsi on birdir
Babası Yakup Peygamber pirdir (a.s)
Ağlamaktan a’mâ oldu duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
On üçüncüsü olmayan on iki
Merak ettim söyle aceba neki
Hayretâmiz bir feraset sendeki
Cevabı beyan et dur da bileyim
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Bir yılda Ay, on üç değil, on iki
Ellâh her bir şeyde seviyor teki
Takdirlere şayan merak sendeki
Üç yüz elli dört gün dedim duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Havadan ne yaratıldı ne dersin?
Bilmiyorum sahi nere gidersin
Sorulan soruyu beyan edersin
Cevabını bana söyle bakayım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
İsâ Nebi yaratıldı havadan (a.s)
Anası Meryem de geldi duadan
Köyleri NASARA adlı ovadan
Ölmesi kast edilmişti duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Havada ne muhafaza olundu?
Neler nerelerde nasıl bulundu?
Saçlar başlar niçin nasıl yolundu?
Cümlesini beyan eyle bakayım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Havadan yaratılan İsâ Nebi (a.s)
Hem Havada muhafaza edildi
Yerine, benzetilen gammaz geldi
Çarmıha gerdiler onu duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Helâk edilmiştir kim Hava ile
Canına tak etti çektiği çile
Söz dinletemedi Eyyûb’ e bile
Helâk edileni söyle bakayım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Acı da tatlıda ağız da dildi
AD kavmi havayla helâk edildi
Rahmet içün Hûd Nebi gönderildi
İsyankârlar helak oldu duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Pekiyi ağaçtan ne yaratıldı?
Nerede ne için ne nasıl oldu
Herkes ne etti ise onu buldu
Sen bana cevabı söyle bakayım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Dayanmak çün aldı eline Asâ
Ağaçtan ayırıp almıştı Musâ (a.s)
Hem ne uzun idi hemde ne kısa
Mutedil boydaydı Asa duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Bilirmisin ağaçta kim korundu?
Korunana aceba kim torundu?
Niğde ye geçen ol pazar Borundu
Şimdi korunanı söyle bakayım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
İkinci Ebâmız vardı içinde
Korunduğu gemideki dümende
Bu gemi ağaçtan mamuldür hemde
NÛH Aleyhisselâm derim duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Zalim kral Yahya nebiyi dildi
İblisi yaptığı oyuna geldi
Ve ağaç ile kim helâk edildi?
Sırrı bana beyan eyle bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Kara topraktan ağaca geçildi
Katletmek çün ZEKERİYYA seçildi (a.s)
Akan kanı Yâhûdi ce içildi
Testereyle Maymun biçti duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
‘Pes doğrusu, pekiyide şimdi de
Ataştan kim yaratıldı, söylede ?
Cevabınla bizi tenvir eyle de
Soruya ne diyeceksin bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
İblis lâin ataştan yaratıldı
Meleklerin meclisine katıldı
Secde etmedi Cennetten atıldı
ÂDEM’ in düşmanı şeytan duydun mu? (a.s)
BAŞ RAHİP: SUALİ
Cennettedir seni doğuran anan
Pekiyi ataştan kimdir korunan?
Her verdiğin cevap doğrudur inan
Cevabı ne diyeceksin bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Göklere yükseldi alevi nârın
Ataşa atmak çün yanına varın
Nâr diye atıldı içine nurun
İbrahîm Peygamber dedim duydun mu? (a.s)
BAŞ RAHİP: SUALİ
Doğru dersin şimdi bana de hele
Ataş ile helâk olan hergele
Kim diyorum cevabın sen söyle
Neyin neye döndüğüne bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Kim kendine ne etti ise buldu
Bülbülü ağlatan dikenli güldü
Domuzdur o ataş yakınca öldü
Ebû Cehil helâk oldu duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Şimdi söyle taştan ne yaratıldı?
Kul eliyle aka kara katıldı
Katanların idraki kapatıldı
Bizde öğrenelim söyle bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Su bir gün sizinse bir günde onun
Hakkına tecavüz etmeyin bunun
Taş delili mucize olduğunun
Sâlih Peygamber’in DEVE; duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Kimler nasıl korundu taş içinde?
Öğrenmek isterim olsa da Çin de
Kılavuz var turnaların göçünde
Korunanı beyan eyle bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Zulümden selamet için yüründü
Küfre karşı bir mağara göründü
Kıtmir bile girmek için süründü
Eshab-ı KEHF taş içinde duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Taşın helâk ettikleri kimlerdir?
Cahiliyet ölümden de beterdir
Hazırcılar var olanı tüketir
Birde buna cevap eyle bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Ebrehe Ordusu, Ebabillerin
Attıkları taşla helâki, bilin
Sûra üflemesi ol İsrafilin (a.s)
Vakti geldi dediğimi duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Bir ağaç düşün ki on işi dalı
Bu on iki dalda Otuz yaprağı
İhyâ eder bulunduğu toprağı
O otuz yaprakta beş çiçek handır
Çiçeğin ikisi güne bakandır
Üçünün de sevdikleri zindandır
Birde bunda tenvir eyle bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Ağaç devranda bir yılın misali
On iki ayı da on iki dalı
Ay da otuz günü otuz yaprağı
Beş vakit namazdır rahmetler akar
İkindiyle öğle güneşe bakar
Akşam Yatsı Sabah geceye takar
Üç gece de İki gün de duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
‘Doğru dersin’ diye itiraf eder:
Alimlerinizden, söyle bana der
Cennette akıyor vardır dört Nehir
Biri Bal Biri Süt biri sudandır
Dördüncüsü ise şerbettendir der
Aynı kaynaktan beslenen dört nehir
Nasıl farklı akabilirler ki der
Esrarı var ise söyle bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Akil olan kafasına bir bakar
Kafasından dört küçük nehir akar
Kulak yağı acı yüreği yakar
Göz yaşı tuzludur tuz gibi kokar
Burundan ki iğrenç tiksinip bakar
Ağız suyu leziz cana can katar
Bunları ifade ettim duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Birde şu var sizin alimleriniz
Cennet ehli yer içer de şüphesiz
Derler; abdest bozmaz idrarda yapmaz
Bunlara cevabı ver de bakalım
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
Ana rahmindeki Ceninin hâli
Bu sorunun açık seçik misali
Yer içer abdest bozmadığı beli
İdrarı da yapmaz dedim duydun mu?
BAŞ RAHİP: SUALİ
Pekiyi de söylermisin sen bana
HACC’ a giden TAVAF edeni sana
Canı ruhu olmayan şey ne? ona
Bunlara ne diyeceksin bakalım;
BAYEZİD-İ BESTAMİ CEVABI:
NÛH Aleyhis Selâmın GEMİ’ si
Bil ki Âdem gibi bizzat kendisi
Tufanda Kâ’ be-yi Tavaf edişi
Hakikat-i Haktır dedim duydun mu?
dedikten sonra BAYEZİD-İ BESTAMİ: Baş Rahibe döndü ve:
"Sanırım bu kadar suale cevap verdikten sonra Bana da soru sormak hakkı doğmuştur” dedi ve:
“Müseade ederseniz ben zatıalinize sadece bir sual soracağım ve bunun cevabını bildiğinizden de adım gibi eminim” dedi.
BAŞ RAHİP: Buyurunuz sorunuz, sizi dinliyorum dedi.
BAYEZİD-İ BESTAMİ:
CENNET KAPILARININ ÜZERİNDE NE YAZAR? dediğinde Baş Rahip’ in sanki dili tutuldu da konuşamadı. Etrafında ki Rahiplerle dinleyen millet rahatsız olduklarından dola yı Sert bir şekilde:
‘Ey büyüğümüz! Cevabını ver ve bizi mahçup etme!’ diye yalvarmaya başladılar.
Bunun üzerine Baş Rahip:
‘DOĞRUSUNU SORARSANIZ BU SORUNUN CEVABINI BİLİYORUM. Ama’…
‘Aması da ne oluyor sayın büyüğümüz dediler.
‘SİZ BU CEVABA KATLANAMAZSINIZ’.
‘Söz veriyoruz katlanacağız. Bedeli ne olursa olsun ödemeğe hazırız.’
Bunun üzerine Baş Rahip:
‘O HÂLDE BENİ İYİ DİNLEYİN. CENNETİN ANAHTARI VE CENNET KAPILARININ ÜZERİNDE YAZILAN ŞEY AYNI ŞEYDİR. O DA LÂ İLÂHE İLLELLÂH MUHAMMEDURRESULE LLÂH’ dır. CENNET KAPILARININ ÜZERİNDE BU İBÂRE YA ZILIDIR.’
Rahiplerle Millet:
‘Neden bugüne kadar bunu bize söylemedin’ diye si tem edince.
BAŞ RAHİP:
‘SİZLERİN BENİ ÖLDÜRMENİZDEN KORKTUĞUM İÇİN SÖYLEYEMEDİM.’ dedi.
Orada bulunan herkes Bunu duyunca EŞHEDÜ ENLÂ İLÂHE İLLELLÂH VAHDEHULÂ ŞERİKE LEH VE EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN ABDUHU VE RESULÜHU diyerek Kelime-i Şe hadet getirip Müslüman oldular.
Sonra BAŞ RAHİP: Bâyezid-İ Bestâmi Kudduse Sirruh’ a dönerek:
“BEN ÇOKTAN MÜSLÜMAN OLMUŞTUM AMA BENİ ÖLD ÜRÜRLER DİYE BUNU HERKESTEN SAKLIYORDUM.’
BÂYEZİD-İ BESTAMİ (Kudduse Sirruhu):
“SAKLAMAKLA MÜSLÜMAN OLUNMAZ GARDAŞIM, ŞİM Dİ MÜSLÜMAN OLDUNUZ” buyurunca:
Baş Rahip Efendi:
‘BÂYEZİD GARDAŞIM! ELLÂH CELLE CELÂLİHU’YA DUÂ EDERKEN, KÂMİL BİR DOSTUNU GÖNDEREREK BANA YAR DIMCI OLMASINI, ETRAFIMDAKİLERİN DE İSLÂMLA MÜŞ ERREF OLMALARINI NASİP ETMESİNİ İSTEMİŞTİM. HAM DOLSUN ELLÂHU TEÂLÂ CELLE CELÂLİHU SİZİ GÖNDERDİ ’ dedi.
Kayıt Tarihi : 29.11.2025 14:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!