DERTNAME
Gönül bir dergahtı, gelene açtık,
Her canı öz bildik, lokmamız saçtık.
Sofrada ekmeği, bölüp de verdik,
Biz mi nâmerd seçtik, biz mi yan çizdik?
Meğer kurt beslemiş, kuzuya kıymışız,
Dost maskeli ite, postu sermişiz.
Sırtımdaki hançer, hıyanet izi,
Yılanın ıslığını, türkü sanmışız!
İhanet mührüyle, dağlandı tenim,
Tuz ekmek bilmeze, haramdır genim.
Sırtımdaki yara, dertten nişandır,
Leke sürdürmezdim, bu benim şanım!
Dostun attığı gül, sarsar bu bendi,
Sanma ki bu feryat, acizlik kemendi.
Pir Sultan’ın sözü, kulakta küpe;
Gül yarasını vuran, yıkılsın kendi!
Bak hele gövdeme, mühür bin tane,
Nâmerde eğilmem, canım bahane.
Gönül postu kirlendi, o puşt yüzünden,
Böyle bir hane olsun, yerin dibine!
İnsan olan insana, pusu mu kurar?
Aslı bozuk olan, irinle yürür.
Hangi ömür böyle, bir kalleşe gül atar?
Yediği o lokma, boğazda durur!
Ar damarı çatlamış, tükürsen de boş,
Kışa döndü bahar, gelmez artık hoş.
Hangi dilde desem, bu kahpe oyunu?
Sağır olmuş vicdan, isterse bin coş!
Kalemsiz Şair susmaz, haykırır bu zulmü,
Dost eliyle biçtik, biz bu ölümü.
Zehir kattın aşıma, budur tartısı,
Kalemsiz Şair bozar, bu kirli filmi.
Kayıt Tarihi : 17.3.2026 06:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!