Hey gidi akıl sahibi kişi!
Sen divaneler dünyasının adamı değilsin.
Yol kenarına bırakmadan heybeni,
Kaf dağına çıkacak adam değilsin!
Bu yolda nice pehlivanlar düştü
Başına leş kuşları üşüştü.
Bu yol türlü zahmet ile doluştu.
Zahmetleri dindirecek er değilsin.
Güzeller, güzeli sevip gittiler,
Sonsuzluğa koşan atlar, geri dönmediler.
Hicranın zahmını hekimler görmediler
Bâtını âyân eden mürşit değilsin.
Sanma pervane mesrûr idi halinden...
Dönerken efsunlu şem'in çevresinden
Visalin müntehasıydı yanmak, onun ellerinden,
Pervanenin şem’inde, kor değilsin.
O alev ki, Musa’yı Tûr'a götürdü,
İbrahim’i Zeliha’nın gözyaşında yüzdürdü.
İblis'i kibrin sarhoşluğunda boğdurdu,
Alevleri söndürecek su değilsin.
Aşıklar bu dünya mihnetinden geçtiler,
Çöllerde aşk şarabın içtiler.
Leyla’yı gören gözleri öptüler,
Mecnun’un öptüğü köpek değilsin.
Sen bataklıkta nilüfer misin?
Mum çerağında bile terlemiş gibisin.
Hârın tavafında pişecek değilsin,
Sen “belâ” suyundan içecek değilsin.
Hey gidi akla tamah eden kişi!
Sen hikmete erecek değilsin.
Aşk pazarında satmadan ilmini,
Yâr postuna varacak dost değilsin.
Kayıt Tarihi : 26.7.2025 16:49:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
İlimsiz yola çıkılmaz, hikmete ilimle varılmaz.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!