Düş kırıklığı mı bu
Eğerlerin savaşı mı
Keşkelerin kimsesizliği mi
Hangi hanın duvarına dayandı hüzün tiranın
Hangi şövalyenin kılıcıyla takdis edildi mahremin
Diğer kıtalara paylaştırılan gülümsemen
Hangi sebep silsilesinde yüzünü komaya soktu
Gözlerindeki ışığı sözleriyle söndüren
İkircikli başını oradan oraya döndüren de kim
Bu hangi böğürtlen tarlası sana mutluluk getirmeyen söyle
Hangi okyanus kıyısı sana sığ gelen
Hangi dağın zirvesi bulutlarını delmeyen
Gönlüne sevinç vermeyen hangi kar tanesi bu
Bu yarattığın kaçıncı ihtimal milyonda birin bile uzağında
Sofistike bir krallığın kaçıncı düşesisin
Kaçıncı zamanın hangi ahirliğine sığındın
Bu hangi mekan ki üzerinde katman katman zerrin
Ve kaçıncı oturuşun burada kıpırdamadan söyle.
Söyle ki dürüstlük boyun eğmesin sahiciliğe
Süflilik terk etsin düşünce merkezlerini
Çağların ötesinden bizi izlemeye devam etsin gelecekçiler
Modernize edilen şimdiki zaman saçmalığı
Yapay zeka groteskinden kurtulsun
Yeniden hayal kursun beynin santral odaları
Söyle ki kötülük değil aşk filizlensin süveydalardan
Ani duygu patlamalarından kurtulup
Çocukların ip atlamaları
Saklambaç oynamaları konuşulsun
Sen mutluysan dünya evren insanlık mutlu
Ben mutluyum çünkü
Z kuşağı bile daha mutlu
Daha fedakar daha sadık daha itaatkar
Diyagonal ilişkiler bitsin söyle ki
Makamların ululuğu mekanları yitirmez
İzarını kuşanıp da gitsin söyle ki.
Bir ömre adanmışlığın kaybı olabilir mi
Bu kaybın insana kârı olabilir mi
Hesaplansa yaşamın sovtaj değeri
Etle kemikten başka bir şey kalabilir mi
Olur mu hiç insanın hurda bedeli
Ben şanslıyım hata yok kusur yok bende
Mutluluğu gönlüne tahsis edeli
Pert olan ömürler hayatlar gördüm
Senin gibi candan dönüp gideli
Düşünce değil insanlık tard edilen
Yasaklandı kalp kırıklığı yanlış anlaşılma
Zamane fanzinleri internet ortamında bariz
Ve bulaşık suyuna batırılmış bir eskiz
Ve onun üzerine kurulan bir insan hayatı
Sonsuza dek yaşayacağını sandığı hülyada
Tek değerin yaşamamak olduğu bu dünyada.
İşte tüm bu değer yargıları
Faydasız bir kış güneşi gibi doğarken üzerime
Seni kendimde bulmanın ıssızlığına kapılıverdim
Çakıl taşları bile seni bana hatırlatırken
Beni sana ne hatırlatır bilemem
Gündüz yıldızları gibi parlayamadığım
Başkasını senin kadar darlayamadığım için de beni affet
Beni sevmediğini söyleme ben anlarım
Beni evladını sakınır gibi sev
Bir felsefe akımını savunur gibi düşün
Tenine dokunan ılık bir rüzgar gibi hisset
En mutlu olduğun yerde gibi ol yanımda
Seni hatırlayabilmemi sağla her anımda
Gelenin senden olduğunu bilmesem bile
Ölmek istesem ve ölmesem bile...
Kayıt Tarihi : 7.1.2026 15:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
2026




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!