Bugün Züleyha’yı gördüm düşümde.
Babamın satılmış olan eski çiftliğinde.
Sanki ben o çiftliği geriye almışım.
Ve eskimiş yaralarımı sarmışım!
Züleyha ve ailesi de oraya gelmiş.
Çok mutlu günlerden bir gün imiş.
Ramazan olsa gerek sahura kalkmışlar.
Güzel nimetler içinde saadete dalmışlar!
Züleyha beni de kaldırmaya geliyor.
Güya ben o sırada uyuyormuşum.
Ve Züleyha’ya bir nedenden darıldığım için,
Yusuf’un nurlu güneşine konuşmuyormuşum!
Züleyha beni uyandırmaya çalışıyor.
Sağımdan solumdan iyice dürtüklüyor.
Gönlümü almaya çalışarak ısrarla,
Tekrar tekrar aşkta dargınlık olmaz diyor!
Ben uyanıyorum ama Züleyha’ya konuşmuyorum.
Kalkıp sabah namazı için hazırlığa gidiyorum.
Onlar hepsi namazlarını zamanında kılmışlar,
Belli ki ben namazımı nasılsa kaçırıyorum!
Çünkü o sırada güneş çoktan doğmuş.
Doğalı neredeyse iki üç mızrak boyu olmuş.
Güneş ihtişam ile semaya yükseliyor,
Işıklarını pırıl pırıl etrafa saçıyor!
Ben hayranlıkla güneşi seyrediyorum.
Sanki Züleyha’yı güneşin üzerinde görüyorum.
Bu ne güzellik bu nasıl bir saltanat?
Ben nedense güneşi çok ama çok kıskanıyorum!
Aşkta dargınlık olmaz diyorsun biliyorum.
Ama ben sana elimde olmadan çok kızıyorum.
Ömrümün eşsiz tek pırlanta elmas güneşine,
Her gün her saat tekrar tekrar darılıyorum!
Enes Muhammed
Kayıt Tarihi : 21.1.2026 13:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



