Çürük Işıkların Kuzeyi Şiiri - Naci Akşap

Naci Akşap
26

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

Çürük Işıkların Kuzeyi

Kıyısına varılamayan gecede, dalgalar zincirlenmiş bedenler gibi kıvranıyordu; deniz, her çığlıkta kendi tuzunu kusuyordu.
Uzakta ince çizgiler göğe değil, göğsüme saplanmış bıçaklar halinde, her biri ışık yerine irin akıtıyordu.
Zeminin üstünde sürünen bacaklar vardı; kırık diz kapağından çıkan kemikler toprağı tırnaklıyordu.
Eski bir ismin gölgesi, çürümüş bir dilin içinde hapsolmuştu; adı anıldıkça kurtçuklar çoğalıyordu.
Yönsüz rüzgâr, konuşmadı bugün; toprağın altına gömülmüş cansız elleri, soğuk bir dua gibi öptü.

İnce bir tül, yıldızları örtmeye yetmedi; gökyüzü derisinin altından soyuldu, kanlı ışıklar bağıra bağıra düştü.
Şehir uyurken, duvarların arkasından kemirilen çeneler duyuldu; rüyalar, diş gıcırdatmalarıyla parçalandı.
İzlerin üzerine serpilen soğuk, taş değil; paslı testerelerin bıraktığı metal kokusuydu.
Kim bilir, belki hiç var olmadılar; belki de her şeyin yerinde acıya tapan bir gölge vardı.
Lal bir boşlukta kelimeler değil, çığlıklar vardı; boğazları kesilmiş sesler hâlâ yankılanıyordu.
Alaca ışık uzaklara çekilemedi bugün; göz kapaklarımın içini delip beynimin karanlığına sızdı.
Rüzgâr, adını taşımadı; zincir sürükleyen ölülerin iniltilerini taşıdı, sokaklara kusarak.
İçimdeki son renk de kuzeye aktı; kuzey, yalnız ışık değil, kendi etini yiyen bir Tanrı’nın tapınağıydı.

Naci Akşap
Kayıt Tarihi : 23.8.2025 02:06:00
Hikayesi:


Bu şiir, gecenin kıyısında kendi karanlığıyla hesaplaşan bir ruhun anlatısıdır. Işıkların çürüdüğü, rüyaların parçalandığı ve her boşluğun çığlıklarla dolduğu bir dünyanın kaydını tutar.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!