gurbet soluyor tenimin zulası ciğerim
asılı sükûtun hecesi gözüm çiçeğim
içimde uğuldar kimsesiz kayıp yalnızlık
kapanmıyor göğsümde o eski takıntılık
gülşenler gazel kuşanıp zırha çekildi
anılar sökülüp ömür tahtından döküldü
takvimler gidişine şapka çıkarıp eğildi
mevsimler yalandan öte tüketildi
cam kırığıdır penceremin buğusu
uzak kentin yavuklusu siner kokusu
kaybolmuş zamanların yorgun uykusu
göğsümde saklı hâlâ o yaralı tutkusu
şakaklarıma yaslandı katar katar tel
yıllar ömrümden söküldü tel tel
harap bir yoldayım uzanmadı tek el
ölümün elleri değmeden gel
rüzgârlar çöpten toz savurur
tavan arasını üzerime süpürür
kim sarar ruhumun karasını
zaman gizler mi derin yarasını
gece çekilir göğe sabah varmaz
gönül teli kopmuş artık ses vermez
sönmüyor yangınım bu yara sarılmaz
bazen aşk susar ismimde anılmaz
şimdi her sızı içimde uyanır
gözümde biriken nârla boyanır
dünya susar yalnız o gölge tanınır
bu çorak bahçede bir ömür yanar
Kayıt Tarihi : 31.08.2026 11:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!