Bazen insan kaybetmeli,
Uzaklaşıp en sevdiklerinden,
Her şeyden umudunu kesmeli,
Bitti artık demeli.
En büyük uçurumlardan,
Kim bekler bir daha gelmeni,
Kim öper sabahın ilk ışığında seni,
Gözlerinde ki öfke kime parlayacak,,
O büyük gururunu kimler okşayacak.
Yemyeşil bir ağacın, düşen en son yaprağı olmak ne kötü.
Ağlardım...
Sözcükler gözyaşı olup dökülürdü.
Anlardım...
Ve geriye hiçbir şey kalırdı.
Oysa her sabah uyanışımdın sen.
Resmin çizilse dağlara,
Tarihlere adın yazılsa,
Kentlerin en büyük meydanlarına,
Heykellerin dikilse,
Tüm gazetelerde manşet,
Bir küçük sözdür,
Git gide büyür.
Büyür de,
Gün gelir öldürür.
Kaç yıl oldu sustun söyle,
Kaç defa öldün öldün dirildin,
Çekilip en tenhasına yalnızlıkların,
Ömrünü mü yedi o anlatamadıkların.
Hangi pencerede kaldı bakışların,
Uyan kar yağıyor,
Birikmiş hasret yine aynı köşede.
O eski saçaklar yok.
Ama;
Kar suyu uzayıp buz tutmuş yine.
Ve toprak kokuyor işte.
Çitlerin ardındaki bakışlarım,
Sıra sıra uzayıp gidiyor.
Ufkun, grileşen o rengine kadar.
Kolay her şeyi bakışlarla aşmak,
Çatlacak bağrındaki tohumu toprak,
Şu daldaki tomurcuk elbet açacak.
Kıyısında şimdi sefa sürerken beyler;
Ortasında şu ummanın,
Bir gün boğulacak.
Duyuyor musun içimde çatlayan acıyı?
His ediyor musun dağ gibi büyüyen sancıyı.
Et ile tirnak iken,
Oynuyoruz iki yabancıyı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!