Cezb-i aşkınla melmâlat oldum,
Zülfü saçınla perişan oldum.
Gönül mülkünü yaktım da kül ettim,
Vuslat yolunda bî-karar oldum.
Mecnun misâli düştüm çöllere,
Adını verdim esen yellere,
Gözyaşım döndü coşkun sellere,
Aşkın elinden hâr u zâr oldum.
Neyleyim mülkü, neyleyim tâcı?
Ayrılık derdi her şeyden acı.
Sensin gönlümün tek ihtiyacı,
Kapında kemter bir gubâr oldum.
Hüsnün şulesi yaktı canımı,
Unuttum şanım ve unvanımı.
Feda eyledim her bir yanımı,
Yoluna kurban, bir şikâr oldum.
Ezel bezminde içtim bu meyi,
Terkeyledim ben gayrı her şeyi.
Dinle kalbimden inleyen neyi,
Ateş-i aşkla lale-zâr oldum.
Câhil anlamaz hal-i pür-melâlim,
Sana ayandır her bir ahvâlim.
Kalmadı gayrı dilde mecâlim,
Hasretinle bak tekmil nâr oldum.
Ey sevgili, kıl lütfunu câna,
Gözümde kalmadı zerrece dünyâ.
Bitti bu ömür, geçti bu rüya,
Aşkın bahrinde kehkeşân oldum.
Nurullah der ki; bitti artık bu dâvâ,
Gönül evine doldu tek bir hevâ.
Derdime sensin yegâne devâ,
Aşkınla yandım, bahtiyar oldum.
Kayıt Tarihi : 17.3.2026 23:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!