Serhat Öztürk, Çepni Serhat Öztürk veya Nâçâr Şâir; 12 Mayıs 2003'te, Trabzon'da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini, doğduğu şehirde, Trabzon'da tamamladı. Üniversite öğrenimi için Kırgızistan'a, Manas Üniversitesi'ne, "tarih bölümü öğrencisi" olarak gitti. 1 yıl Kırgızca eğitimi aldıktan sonra, 1. sınıfın ilk döneminde üniversiteyi terk etti ve Türkiye'ye döndü. Sınava tekrar hazırlandı ve bu sefer de Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nin Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları bölümüne yerleşti. Hâlihazırda, bu üniversitede ve bölümde, öğrenimini sürdürmeye devam etmektedir. Yayımlanmış 4 kitabı vardır. Bunlar sırasıyla şöyledir; Karadeniz'in Fâtihleri: Türkân-ı Çepni, Asli Hedefe Yolculuk, Hezimet, Öğürtü. Kimi yazıları ve şiirleri; Kögmenler, Türk Toyu gibi dergilerde yayımlanmıştır. 2024 yazında, Ankara'da, Rus Evi sahipliğinde düzenlenen Puşkin Şiir Yarışması'nda "Savaşın Yıktığı Bir Ocak" adlı şiiriyle, Ataol Behramoğlu ve diğer jüri üyelerince ikinciliğe layık görülmüştür.
Eserleri
Karadeniz'in Fatihleri: Türkân-ı Çepni (Roman)
Asli Hedefe Yolculuk (Roman)
Öğürtü (Roman)
Hezimet (Şiir)
Süreçler Ve Defterler (Anı/Hatıra)
Vızıltılarım (Aforizmalar)
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!